ref: refs/heads/v3.0
tarihkitapbiyografimehmet poyrazmustafa armağandergi

Mehmet Poyraz

Gazeteci ve Araştırmacı Yazar

Doğu Türkistan ile Sovyet Taşkent’te bir sima: Kaşgarlı Şeyhülislam Şami Damulla

18.09.2022
A+
A-

Malûmâtçı (Baba) Tahir Bey (1864-1912)’in İstanbul’da çıkarmış olduğu yayınlardan Arapça El-Malûmât’ın editörlüğünü yaparak matbuat hayatına adım atan Şami Damulla sonrasında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) ile Çin sınırları arasında ilginç bir hayat sürer. Kimine göre İngiliz ajanıydı, kimine göre Osmanlı yani İttihatçıların ajanıydı. Dönemin Çin hükümeti adına çalıştığı da söylenir. Asıl şöhreti Doğu Türkistan’da başlayan Damulla ardından Sovyetler Birliği’nin İslam’ı dönüştürme kampanyasının içinde bulur kendini. Sovyetlerin 30’larda yapmış olduğu “Büyük Temizlik”ten nasibini alır.

Şami Damulla Lübnan ile Suriye’nin önemli ailelerinden birine mensuptur:

“Suriye ve Lübnan’ın tanınmış el-Asali/Usayli kabilesinden idi. Takriben 1867-1870’li yıllarda doğduğu bilinmektedir. İsminden de belli olduğu gibi (Trablusi eş-Şami) Lübnan’ın dışında Şam’da da yaşamıştır. Şafii mezhebine bağlı olan Şami Damulla, Hanefilerin çoğunluk olduğu ülkelerde bu hassas kimlikle tanınmaktan kaçınmıştır. Kahire’de Ezher Üniversitesi’nde tahsil gören Damulla, memleketine dönmesinin ardından Sultan II. Abdülhamid (1876-1909) yönetimi tarafından Vehhabilik ile suçlanmış ve Osmanlı topraklarını terk etmek zorunda kalmıştır.”[1]

Alman şarkiyatçı Martin Hartmann (1851-1918) Kaşgar’a yaptığı 1902’deki araştırma seyahati esnasında kısa süre önce bölgeye gelmiş olan Suriyeli Sa’id Ibn Muhammed El’ Asel adında biriyle tanışır.[2] Said özgür düşünceleri yüzünden Türkiye’den kovulduğunu ve birkaç yıl Dekkan’daki Haydarabad Nizam’ının hizmetinde bulunduğunu Hartmann’a anlatır. Tanışmalarından beş yıl sonra bölgeden haberdar olan Hartmann mucizevi bir şekilde karşılaştığım dediği Hintli bir Müslümandan duyduğuna göre Sa’id bir Türk kadınıyla evlenmiş ve kendine rahat bir yurt edinmiştir. Doğu Bengal’deki Dhacca’da ortaokul müfettişi olan Abu Nasr Muhammed Vahid adlı bir Hintli ile Berlin’de 16 Mart 1907’de bir araya gelmiştir:

“Said El Asel ile bu kişi bundan kısa süre önce Kahire’de karşılaşmışlar, kendisinin anlattıklarına göre Said, Kaşgar’da kendisine oldukça rahat bir pozisyon oluşturmuştu.”[3]

Said hakkında harika şeyler anlatıyordu dediği mihmandarı tarafından soyunun Halife Osman’a dayandırıldığını, Kaşgar ahalisi tarafından Seyyid Arap olarak adlandırıldığını kaleme alan Martin Hartmann, fakir olduğunu belirtirken yabancılar hakkında büyük saygıyla konuştuğuna dikkat çeker. Tanışmaları ise şöyle olur:

“Adamla tanışmam 22 Ekim 1902’de Kaşkar’ın baş kadısını/hakimini ziyaretim sırasında oldu. Bu ziyaret sırasında birden üzerinde Arapça olarak “Said İbn Muhammed El asel Et-Trablusi Es-Şâmî” yazan kartviziti çıkarttı.”[4]

Said Asel daha 33 yaşında olmasına rağmen inanılmaz bilgilidir. Çin hükümeti tarafından kutsal Pakalçap Mezarı’nın bekçiliği görevi verilir. Mezarlığın yakınlarında ikamet eder:

“Hakiki inancı anlatmak için Tibet’teki Lhasa’ya gitmek niyetindeydi. (Said) 1901 yılı sonbaharında gelmiş olmasına rağmen Türkçeyi (Turki) çok iyi konuşabiliyormuş. (…) 26 Ekim 1902’de bu ilginç yabancıyı ziyaret ettim. Açıkça Kaşgar’ın tüm “âlim” gruplarının uzak ara üzerinde ve önemsiz olmayan bir fenomendi. Kendisini Şerif (Peygamber soyundan) olarak vasıflandıran Sa’id’i ziyaret ettiğimde genişçe bir odada Hintli bir başka Müslümanla oturuyordu. Arka planda koyu ten renginde olan bir dizi astı insan bulunuyordu. Daha evvelden baş kadıdan Said’in Türkiye’den kovulmuş olduğunu duymuştum. Benim, onun bu durumu hakkında önceden bilgilendiğimi anlayınca bana hemen kendisi tarafından yazılmış Tab’i’ el-İstibdâd, yani İstibdad’ın Karakterestiği adlı eserini verdi.”[5]

Kaleme aldığı “İstibdad’ın Karakterestiği” adlı eserinin gizli bir örgüt tarafından basımının gerçekleştiğini söyleyen Said Asel söz konusu eserini Hartmann’a verdikten sonra bu risaleden kimseye bahsetmemesini ve göstermemesini vedalaşma sırasında ortamda bulunan diğer insanlardan biraz uzaklaşınca fısıldayarak rica eder. Said’in gizli örgüt şeklindeki tarifini Hartmann parantez içerisinde sorgular: Jön Türkler?

Martin Hartmann ile dine ve siyasete dair sohbetleri sırasında Said Asel hayatı ve geçmişi hakkında bilgiler verir. Türkiye’de yaşadığını ve saray tarafından kovulduğunu anlatan Said:

“İstanbul’da dört ay boyunca Malûmât’ı çıkarttım.”

Malûmâtçı Baba Tahir’in namını çoktan duymuş olan Hartmann akabinde şu soruyu yöneltir:

“Öyleyse siz cahil bir patron olan Tahir Efendi’nin altında mı çalışıyordunuz?”

“O, saray mensubu birisi olup tam bir tüccardır.”

Ardından Hartmann’ın söz konusu eserinde Said İbn Muhammed El Asel İstanbul’dan sonra Haydarabad, Kotan, Hindistan, Kahire günlerinden ve el yazması şiirlerinden oluşan ve güzel ciltli dediği eserinden bahsettiği görülüyor. Martin Hartmann’ın Sa’id hakkındaki görüşü şöyledir:

“Konuşmamız sırasında birçok kez sarf ettiği ifadelerinden çıkarttığım netice, onun kendisini bir Arap olarak Türkler ve Hintlilerden oluşan bütün ayak takımından üstün gördüğüydü. Türk hükümetiyle ilişkilerinden bana hiç söz etmediği gibi Tibet ve Pekin’i ziyaret etme planlarından da hiç bahsetmedi. Sonraları, Said’in evinde Buhari ve Müslim’le ilgili (Sahihain) özel dersler verdiği ve bu derslerin oldukça ilgi gördüğünü duydum. Öyle ki derslerine 25-30 talebe katılıyormuş. Arapların alametifarikası olan kendi aralarındaki çekememezliğe Said, Kaşgar’da uğramış ve orada bulunan bir hemşerisi (Arap) onun azılı düşmanı olmuştu.”

1900 yılında İstanbul’a gelen Said İbn Muhammed El Asel Sultan II. Abdülhamid yönetimi tarafından Vehhabîlik ile suçlanır ve Osmanlı topraklarının dışına sürülür.[6]

Malûmât’ta dört ay çalışmasının akabinde ülkeden çıkarılan Said Asel Rusya-Çin sınırlarında, Sincan’da ve Kaşgar’da bulunur. Türkistan’da etkili İslam âlimi olarak itibar görür.[7]

Kimi kaynaklarda tam olarak adı “Sa‘id b. Muhammad b. ‘Abdulvahid b. ‘Ali el-‘Asali et-Trablusi eş-Şami ed-Dımeşki” şeklinde geçen Said İbn Muhammed El Asel’in adının kimi kaynaklarda Shami (Şami) Damulla şeklinde geçmektedir.

BABA TAHİR’İN

ESKİ MESLEKTAŞI MI?

El-Malûmât’ın eski çalışanı Said İbn Muhammed El Asel, 1907-1910 yılları arasında Rusya-Çin sınırlarında, Türkistan, Sincan ve Kaşgar bölgesinde “Osmanlı Suriye’sinden büyük usta” Şami Damulla adıyla tanınırken takipçileri artmaya başlar.[8]

Mehmet Poyraz

DEVAMI GERÇEK TARİH DERGİSİ EYLÜL 2022 SAYISINDA


[1]-Ashirbek Muminov, Çev.: Mederbek Kadyrov, Şami Damulla ve “Sovyet İslamı”nın Oluşumundaki Rolü, Toplum Bilimleri Dergisi, Temmuz-Aralık 2014, 8 (16), s. 334.

[2]-Mehmet Poyraz, II. Abdülhamid Dönemi Matbuat Şahsiyeti Baba Tahir ve Malûmât, KDY Yayınları, Temmuz 2022, s. 263.

[3]-Martin Hartmann, Chinesisch-Turkestan: Geschichte, Verwaltung, Geistesleben, und Wirtschaft, Halle a. S.: Gebauer-Schwetschke Druckerei und Verlag, 1908, s. 101-102: 85 numaralı son not. (Almanca ilk baskıdan çalışmalarımız adına çeviri yapan Dr. Kadir Kon Bey’e bir kez daha teşekkür ediyoruz.)

[4]-Hartmann, agy.

[5]-Hartmann, agy.

[6]-Muminov, agy.

[7]-Aisajiang Youshe, A Foregein Mulla is Great, As Local Mulla İs Fake”: The Trans-İmperial Mobility and İslamic Authority of Shami Damulla (1870-1932, Central European University Department of History, Master of Arts (Yüksek lisans tezi), June 2021 Viyana, s. 3.

[8]-Youshe, agt., s. 51.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.