Misyonerlik görünümlü istihbarat operasyonları deşifre ediliyor: Misyoner İstihbaratçılar
İngiliz arşivlerinde yürütülen kapsamlı bir araştırma, Osmanlı topraklarında “din”, “seyahat”, “eğitim” ve “arkeoloji” kisvesi altında gerçekleştirilen gizli istihbarat faaliyetlerini gün yüzüne çıkarıyor.
Dr. Berna Çaçan Ongun’un uzun yıllara yayılan “Misyoner İstihbaratçılar” başlıklı titiz kitap çalışması, İngiltere’nin misyonerlik faaliyetlerini nasıl bir istihbarat aracına dönüştürdüğünü belge niteliğinde anlatıyor.
SİLAHSIZ HAÇLI SEFERİ”NİN KARANLIK YÜZÜ İLK KEZ BU KADAR AYRINTILI
Charles Dickens’ın “mükemmel baş belaları” diye adlandırdığı misyonerlerin Osmanlı’daki gerçek misyonu, ilk kez bu denli kapsamlı şekilde ortaya konuyor. Ongun’un İngiliz arşivlerinde yaptığı taramalar, sahte arkeolojik kazılardan etnik raporlara, vaaz kürsülerinden gizli saha notlarına kadar geniş bir yelpazede gizlenen faaliyetleri gün ışığına çıkarıyor.
Hayat Yayınlarının DeşifreX serisinin üçüncü kitabı olan “Misyoner İstihbaratçılar”, gazeteci Kamuran Akkuş’un editörlüğünde kasım ayının ilk haftasında yayımlanarak raflardaki yerini aldı.

Dr. Berna Çaçan Ongun
OSMANLI’NIN İÇ DOKUSUNA SIZAN GİZLİ AJANLAR
Ongun’un incelemeleri, 1400–1922 döneminde Osmanlı Devleti’nin İngiltere’nin siyasi ve askeri hedeflerinde merkezi bir konuma sahip olduğunu ortaya koyuyor. Londra, görünürde Osmanlı’yı Rusya’ya karşı desteklerken; sahada misyoner görünümlü ajanları devreye sokarak “kaleyi içeriden çözme” stratejisi izledi. Öğretmen, rahip, doktor, arkeolog gibi mesleki kimliklerle Osmanlı topraklarına yerleşen bu kişiler, toplumun etnik ve sosyal yapısına dair kritik raporlar hazırladı.
William Jowett: Malta’dan Osmanlı’nın Kalbine Uzanan Gizli Operasyonlar
Eserde öne çıkan isimlerden biri, 1815–1820 yılları arasında Malta’dan yürüttüğü faaliyetlerle bilinen rahip William Jowett. Orijinal belgelerin tam metin çevirilerine dayanılarak hazırlanan bölümde Jowett’in misyonerlik görüntüsü altında Osmanlı toplum yapısına ilişkin sistematik raporlar hazırladığı anlatılıyor. Yerel dillere hâkim olmaya çalışması, eğitim kurumları üzerinden nüfuz oluşturma çabası ve Müslüman toplumlara yönelik propagandaları da detaylandırılıyor.
GERTRUDE BELL VE T.E. LAWRENCE’IN ARKEOLOJİ MASKELİ MİSYONLARI
Kitap, İngiltere’nin en bilinen istihbarat figürleri Gertrude Bell ve T.E. Lawrence’ın faaliyetlerini de mercek altına alıyor. Bell’in 1909’daki Babil kazılarında aşiret yapıları ve enerji kaynaklarına yönelik saha analizleri yaptığı; Lawrence’ın ise 1910’da “arkeolojik keşif” görüntüsü altında petrol sahalarını haritalandırdığı belirtiliyor. Her iki ismin, Churchill’in 1921’deki Kahire Zirvesi’nde resmi heyette yer alması, arkeolojinin İngiliz diplomasisinin bir parçasına dönüştüğünün güçlü örnekleri arasında gösteriliyor.
Agatha Christie’nin Gölgesindeki Arkeoloji Çalışmaları
Araştırma, ünlü yazar Agatha Christie’nin eşi Max Mallowan’ın bölgedeki arkeolojik kazılarına eşlik etmesini de ele alıyor. Bu çalışmaların sadece bilimsel bir çaba olmadığını gösteren arşiv bulguları, İngiliz Arkeoloji Okulu’nun kimi dönemlerde istihbarat faaliyetlerine hizmet ettiğini de ortaya koyuyor.
İNGİLTERE’NİN OSMANLI STRATEJİSİNİN ANATOMİSİ
Kitapta şu başlıklar ayrıntılı biçimde işleniyor:
-İngiliz emperyalizminin aktif ajanları olarak misyonerler
-Balta Limanı Antlaşması’nın Osmanlı ekonomisine etkileri
-Tanzimat ve Islahat Fermanlarının siyaseti dönüştüren yönleri
-Şark Meselesi’nin İngiltere merkezli manipülasyonları
-19. yüzyıldaki Kürt politikaları ve 10/40 paralelleri
Bu anlatım, İngiliz devlet aklının misyonerleri sahada nasıl birer istihbarat enstrümanına dönüştürdüğünü belge ve raporlarla destekleyerek sunuyor.
Jowett’in Operasyon Haritası İlk Kez Bu Kadar Ayrıntılı
Eser, Jowett ve ekibinin faaliyetlerini geniş bir coğrafyada inceliyor:
-İzmir’deki Evanjelik Rum Okulu
-Ayvalık ve Sakız Adası merkezli çalışmalar
-Atina temasları
-Mısır ve Nil Deltası’ndaki projeler
-El-Ezher’e yönelik hedefler
-James Connor’un saha raporları
Bu operasyon ağının, İngiltere’nin Osmanlı üzerindeki nüfuz stratejisinin en görünmez halkalarından biri olduğu vurgulanıyor.
BİLGİ ÜRETİMİNDEN JEOPOLİTİĞE: ARKEOLOJİNİN DÖNÜŞEN ROLÜ
“Misyoner İstihbaratçılar”, arkeolojik çalışmaların dönem dönem yalnızca bilimsel bir faaliyet değil; diplomasi, nüfuz politikası ve istihbarat mekanizmasının bir parçası olarak nasıl kullanıldığını gözler önüne seriyor. Ongun’un İngiliz arşivlerinden aktardığı belgeler, Osmanlı arkeolojisine ilişkin “bağımlı bilgi üretimi” tartışmalarına da yeni bir perspektif sunuyor.
Kaynak: Gercektarih.com.tr