tarihkitapbiyografimehmet poyrazmustafa armağandergi

Türk istihbarat tarihine ışık tutan klasik eser yeniden okurla buluştu

Milli İstihbarat Akademisi, Hüseyin Rahmi Apak’ın 1925 tarihli “Zamanımızda Casusluk ve Buna Karşı Mücadele” adlı eserini ilk basımının 100. yılında yeniden yayımlayarak Türk istihbarat düşüncesinin entelektüel köklerini gün yüzüne çıkardı.

Türk istihbarat tarihine ışık tutan klasik eser yeniden okurla buluştu
28.12.2025
A+
A-

İSTİHBARAT DÜŞÜNCESİNİN KURUCU METİNLERİNDEN BİRİ GÜNÜMÜZE TAŞINDI

Milli İstihbarat Akademisi (MİA), “İstihbarat Tarihi Neşirleri” dizisi kapsamında Türk istihbarat tarihinin erken dönemine ışık tutan önemli bir çalışmayı yeniden yayımladı. Hüseyin Rahmi Apak tarafından Aralık 1925’te Osmanlıca kaleme alınan “Zamanımızda Casusluk ve Buna Karşı Mücadele”, ilk yayımlanışının 100. yılında modern Türkçeye kazandırıldı.

Eser, MİA öğretim üyesi Dr. Serhat Aslaner tarafından yayına hazırlanarak hem akademik çevrelerin hem de tarih ve düşünce dünyasına ilgi duyan okurların istifadesine sunuldu.

CUMHURİYET’İN İLK YILLARINDA İSTİHBARAT ANLAYIŞI

Çalışmada, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde şekillenmeye başlayan istihbarat yapılanmasına dair görüşler ele alınıyor. Hüseyin Rahmi Apak’ın Milli Amele Hizmetleri (MAH) ile ilişkisini ortaya koyan giriş bölümüyle başlayan kitapta, orijinal metnin Latin harflerine aktarımı ve günümüz Türkçesine uyarlanmış sadeleştirilmiş metin birlikte yer alıyor.

Yayın, Milli İstihbarat Teşkilatı Arşivi’nden seçilen belgeler ve MİT Müzesi envanterinde bulunan görsellerle desteklenerek tarihsel bağlamı güçlendiriyor.

SAVAŞ YILLARINDAN KURUMSAL HAFIZAYA

Eserde Trablusgarp Harbi’nden Millî Mücadele dönemine uzanan süreçte istihbarat faaliyetlerinin nasıl sistematik bir düşünce alanına dönüştüğü ele alınıyor. Apak’ın değerlendirmeleri, istihbaratın yalnızca askerî bir faaliyet değil, aynı zamanda toplumsal bilinç ve devlet aklıyla ilişkili çok boyutlu bir alan olduğunu ortaya koyuyor.

1.Dünya Savaşı sonrası değişen uluslararası dengeler içinde istihbaratın artan rolü, dönemin küresel örnekleri üzerinden inceleniyor.

CASUSLUK VE KARŞI KOYMA ÜZERİNE SİSTEMATİK BİR ÇERÇEVE

İki bölümden oluşan eserin ilk kısmında casusluk faaliyetlerinin yapısı, istihbarat personelinin taşıması gereken nitelikler, güvenli haberleşme ve bilgi güvenliği gibi başlıklar yer alıyor. İkinci bölümde ise istihbarata karşı koyma yöntemleri ele alınarak devlet kurumları ve toplumun bu süreçteki sorumlulukları tartışılıyor.

Fransızca, İngilizce, Almanca ve Rusça bilen Hüseyin Rahmi Apak’ın, özellikle 1905 Rus-Japon Savaşı’nda Japon istihbaratının rolüne yaptığı atıflar, eserin karşılaştırmalı tarih açısından da değerini artırıyor.

DÜŞÜNCE TARİHİ AÇISINDAN KALICI BİR KAYNAK

Milli İstihbarat Akademisi tarafından yeniden yayımlanan bu eser, Türk istihbarat tarihinin entelektüel arka planını anlamak isteyen araştırmacılar için temel başvuru kaynaklarından biri olma niteliği taşıyor. Aynı zamanda Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki güvenlik ve devlet aklı tartışmalarına ışık tutan önemli bir düşünce metni olarak dikkat çekiyor.

Kitabın takdim metninde Millî İstihbarat Akademisi Başkanı Prof. Dr. Talha Köse, söz konusu çalışma hakkında şu ifadelere yer verdi:

“Millî İstihbarat Akademisi (MİA), “İstihbarat Tarihi Neşirleri” adı altında yayımladığı metinlerle Türk istihbaratının düşünsel mirasını ve kültürünü günümüze aktarmayı ve kamuoyuna kazandırmayı amaçlamaktadır. Millî Emniyet Hizmetinin (MAH) kuruluşuna kısa bir süre kala, tam 100 yıl önce Hüseyin Rahmi Apak tarafından kaleme alınan “Zamanımızda Casusluk ve Buna Karşı Mücadele”yi de bu amaçla ilginize sunmaktayız. Çalışma, yazarın MAH ile ilişkisinin de tartışıldığı bir giriş bölümüyle başlayıp orijinal metnin Latin harflerine aktarıldığı ve günümüz Türkçesine uyarlandığı iki bölümle devam etmektedir.

Bu çalışma aynı zamanda, Millî İstihbarat Teşkilâtı (MİT) Arşivi’ndeki belgeleri ve MİT Müzesi envanterindeki görselleri de kapsamaktadır. Metin, 100 yıl öncesine ait olmasına rağmen istihbaratın salt askerî bir gündem olmadığına ilişkin vurgusuyla özellikle de “istihbarat ve istihbarata karşı koyma konusunda tehditler” ve “alınacak tedbirlere” ilişkin benimsediği kapsamlı yaklaşımla öne çıkmaktadır. Ayrıca söz konusu yaklaşımla birlikte çağdaş literatüre yaptığı referanslar ve Türk istihbarat geleneğinin vardığı olgunluk seviyesine ilişkin nitelikli bir tablo sunması, metni oldukça dikkat çekici bir hâle getirmektedir. I. Dünya Savaşı’nın ve Türkiye bağlamında Millî Mücadele’nin, istihbarat alanında yarattığı köklü dönüşümün bir yansıması olarak da okunabilecek olan bu metin; ordu başta olmak üzere hem kamuda hem de toplumsal alanda nasıl bir anlayışın hâkim olması gerektiğini kapsamlı bir şekilde anlatmakta, ilkesel ve yapısal önerilerde bulunmaktadır. Mezkûr metin, bu yönüyle 100 yıl sonra yeniden hatırlanmayı hak etmektedir.”

Kaynak: Gercektarih.com.tr

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.