İsrail Evleri için mahkeme kararı: Ankara’nın simgesi sayılmadı
Ankara Emek Mahallesi’nde yer alan ve kamuoyunda “İsrail Evleri” olarak bilinen yapı topluluğu için açılan kültür varlığı tescil davasında mahkeme kararını verdi. 1950’li yılların modern konut örnekleri arasında gösterilen yapılar, “Ankara’nın simgesi” olarak değerlendirilmedi.
İSRAİL EVLERİ’NİN TARİHÇESİ VE MİMARİ ÖZELLİKLERİ
Ankara’nın Çankaya ilçesine bağlı Emek Mahallesi’nde bulunan ve “İsrail Evleri” olarak anılan konutlar, Türkiye’de erken dönem toplu konut projeleri arasında yer alıyor.
Proje, mimarlar Demirtaş Kamçıl ve Rahmi Bediz tarafından tasarlandı. İnşaat süreci ise İsrailli Solel Boneh tarafından yürütüldü.
1954 yılında kooperatif kuruluşu onaylanan yapıların inşası, 1955-1958 yılları arasında tamamlandı. Toplam 53 bloktan oluşan yerleşim, bodrum artı üç katlı yapıları ve modernist mimari anlayışıyla dikkat çekti. Bu yönüyle Ankara’nın ilk planlı toplu konut örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.

TESCİL DAVASINDA KARAR ÇIKTI
Ankara’da uzun süredir tartışma konusu olan yapıların kültür varlığı olarak tescillenmesi için açılan dava sonuçlandı. Mimarlar Odası tarafından yapılan başvuruyu değerlendiren mahkeme, söz konusu konutların korunması gereken taşınmaz kültür varlığı niteliği taşımadığına hükmetti.
Kararla birlikte, kentsel dönüşüm kapsamında yıkımı gündemde olan yapıların tescil edilmesi talebi reddedildi.
“HER ESKİ YAPI KÜLTÜR VARLIĞI DEĞİLDİR” VURGUSU
Mahkeme kararında öne çıkan en dikkat çekici unsur, kültürel miras kriterlerine ilişkin yapılan değerlendirme oldu.
Dava sürecinde yapıların, modern mimarlık mirasının bir parçası olduğu, kent belleği açısından önemli bir yer tuttuğu yönünde savunmalar sunuldu. Ancak mahkeme, bu gerekçeleri yeterli bulmadı.
Kararda, bir yapının korunması için yalnızca eski olmasının yeterli olmadığı vurgulandı. Mahkemeye göre İsrail Evleri, özgünlük, nadirlik ve güçlü simgesel değer kriterlerini yeterli düzeyde karşılamıyor.
“KENT BELLEĞİ” TEK BAŞINA YETERLİ GÖRÜLMEDİ
Dosyada, Ankara’nın kent kimliği üzerine hazırlanan 2018 tarihli akademik bir çalışma da delil olarak sunuldu. Bu çalışmada yapıların kent belleğindeki yerine dikkat çekildi.
Ancak mahkeme, akademik değerlendirmelerin tek başına bir yapıyı “simgesel” veya “korunması zorunlu” hale getirmeye yetmeyeceği kanaatine vardı. Bu nedenle söz konusu veriler, tescil kararı için belirleyici kabul edilmedi.
TESCİL VE KORUMA YOLU KAPANDI
Mahkemenin verdiği kararla birlikte İsrail Evleri’nin kültür varlığı olarak tescil edilmemesinin hukuka uygun olduğu sonucuna varıldı. Böylece yapıların koruma kapsamına alınmasının önü de kapanmış oldu.
Kaynak: Gercektarih.com.tr