Muhammed Bzeek’i bir kez daha hatırlayalım
“İyilik kimden gelirse gelsin iyidir.
Fakat senden gelirse daha iyidir.
Zira sen bizdensin.
Kötülük de kimden gelirse gelsin kötüdür.
Fakat senden gelirse daha kötüdür.
Zira sen bizdensin.”
İmam Cafer-i Sadık
***
Anne ve babalarımız, şefkatleriyle ve merhamet dolu bakışlarıyla daha ilk günden bizi hayata hazırlar.
Onların merhametle örülmüş koruyucu çemberi içinde yaşama tutunuruz.
Bu çember öylesine hassastır ki araştırmalar bebeklerin; ebeveynlerinin bakışlarıyla mutluluk hormonu salgıladığını, kalp atışlarının hızlandığını ortaya koymakta.
Yokluğun en ağırı sevgi yokluğudur.
Evet, sevmek yetmez ama sevginin olmadığı hiçbir şey insani değildir, eksik ve yetersizdir.
“Çocukluk insanın anavatanıdır,” der Alfred Adler.
Ancak bazıları yalnızdır bu anavatanda.
Çocukluğumda, çocuk esirgeme kurumlarında kalan iki abimin arkadaşları gidecek bir evleri olmadıkları için yazın sık sık bizim eve gelirlerdi.
Hikâyelerini sonradan öğrenirdim.
Dram içinde dram.
Öyle ki bazıları hâlâ boğazımda düğüm.
Yürüyememek, görememek, konuşamamak bu zalim dünyayı anne baba yokluğu ile tam bir çileye dönüştürür.
Yıllar içinde engellilik alanında çalıştım.
Akademik literatür çoğunlukla erişilebilirlik sorunlarına odaklanıyordu: Kötü planlanmış, engellilerin hayatını zehir eden yollar, kaldırımlar, binalar…
Oysa asıl eksik olan şey daha derinde: Sevgisizlik ve merhametsizlik.
Engellilik; bir istatistik, bir sosyal hizmet başlığı ya da salt ortopedik bir mesele değil.
Sevgiyle temas etmediğinde, merhametten gücünü almadıkça insanı yalnızlaştıran bir çile hâli.
Bu farkındalık, beni engelli bir çocuğu evlat edinme düşüncesine yaklaştırmıştı yıllar içinde.
Ve Rabbim, bu niyetime karşılık engelli bir evlat lütfetti bana.
Tam da bu dönemde Muhammed Bzeek’in hikâyesini öğrendim.
ÖLÜM DÖŞEĞİNDEKİ ÇOCUKLARA BABA OLAN ADAM
Los Angeles’ta yaşayan Libya asıllı elektrik mühendisi Muhammed Bzeek, kimsenin cesaret edemediği bir iyilik hareketini tek başına üstlendi.
1978 yılında eğitim için gittiği ABD’de sadece mühendislik eğitimi almadı.
Sağlık sistemi perişan olmuş, benzin ve pizza fiyatlarının dışında bir şeyin düşünülmediği bir ülkede, sokakta yaşayan evsizlerin, madde bağımlılarının çocuklarına ve ölmek üzere olduğu için terk edilen çocuklara baba olarak insanlık dersi verdi tüm ABD’ye.
Batı dünyası İslamofobiyle zehirlenmişken Bzeek, ölümcül hastalığı olan, terk edilmiş çocuklara koruyucu aile olup İslami en güzel şekilde temsil ediyor.
Terk edilmiş çocukları hastane odalarında değil, bir evde; bir babanın şefkat dolu kucağında son nefeslerini vermeleri için tüm kalbini ortaya koyuyor.
1989’den bu yana 80’den fazla çocuğa kalbini açan Bzeek evlat edindiği çocuklarla ilgili şunları söylüyor:
“Kimse onları istemiyor.
İnsanlar ölümden korkuyor.
Çocuklarının evlerinde ölmelerini istemiyorlar.
Bakımları da zor.
Onları hastane odalarına terk ediyorlar.
Ama birisi onlara bakmalı. Çoğunun annesi alkol ya da uyuşturucu bağımlısı.
Çocuklarını öylece terk ediyorlar.
Hastanede de çocuklar sevgi dolu bir ortamda kalmıyorlar.
Ancak bir evde kalırlarsa, aileleri olursa gerçek bir sevgi alıyorlar.
Onların bana her zamankinden fazla ihtiyacı var.
10 çocuğumun hepsinin öldüğü zaman ellerinden tutuyordum.”
Onun bu şefkat kahramanlığı sınırları aşarak ülkemize de ulaştı.
Nitekim 2018 yılında Türkiye Diyanet Vakfı tarafından kendisine Uluslararası İyilik Ödülü verildi.
Bzeek, evlat edindiği çocuklardan birini ilk kez 1991’de kaybettiğini ve 3 gün boyunca aralıksız ağladığını belirterek, “Ben evlat edindiğimde onların hangi ülke, renk ve dinden olduklarıyla ilgilenmiyorum.
Sadece onlara bir insan olarak ihtiyaç duydukları yardımı veriyorum.
Ben onları sahiplendiğimde bir koruyucu babadan ziyade kendimi öz babaları olarak görüyorum.” diyor.
Sözü nettir:
“Kimseden teşekkür beklemiyorum. Beni ödüllendirirse ancak Allah ödüllendirir.”
Bzeek’in biyolojik oğlu özel ihtiyaçlara sahip.
20 yaşında ama 4 yaşındaki bir çocuk gibi özel bakım gerektiriyor.
Kendisi kanser teşhisi almış.
Buna rağmen mücadelesi azalmamış, derinleşmiş.
Dünyada eksik olan, uğruna mücadele edilmesi gereken esasen sevgi ve merhamettir. Muhammed Bzeek bu hakikatin yaşayan kanıtıdır.
Sözü Arkadaş Zekai Özger’in Uyarca şiiriyle bitirelim:
sizi tanrı korusun anneleri kim öldürür
annesi ölmüş çocuğun saçlarını kim güldürür
bir çocuğu annesinden ayırsanız ne olur
annesizlik bir şey değil çocuğun yüreği ne olur
söyleyin kulaşkına nasıl büyür o çiçek
kök çürük gövde çatlak dallarda kemirgen böcek
sen yine gül bir annenin ölümünden ne çıkar
annesi ölen çocuğun başını hayat yıkar
hepiniz güne durun şimdi akşam vaktidir
ey hüzün tellalları çocuk sevmenin vaktidir.
Kaynaklar:
Özger, A. Z. (2023). Sakalsız bir oğlanın tragediyası. Ve Yayınları.
Gerhardt, S. (2019). Sevgi neden önemlidir? Şefkat bir bebeğin beynini nasıl biçimlendirir? Yapı Kredi Yayınları.
https://www.aa.com.tr/tr/kultur-sanat/abdnin-kanatsiz-melegi-muhammed-bzeek/1105894
https://www.aa.com.tr/tr/yasam/meleklerin-koruyucusu-muhammed-bzeeki-duygulandiran-surpriz/2669958