Maduro sonrası Venezuela’da koltuğa kim oturacak ve ülkeyi ne bekliyor: ABD’nin planı nedir?
ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu askeri operasyonla kaçırmasının ardından ülkede siyasi belirsizlik derinleşti. Caracas’ta geçici yönetim ilan edilirken, ordu, muhalefet ve uluslararası aktörlerin hamleleri Venezuela’nın geleceğine dair farklı senaryoları gündeme taşıdı.
GEÇİCİ BAŞKAN DELCY RODRİGUEZ OLDU
ABD operasyonunun ardından Caracas’ta güç dengeleri değişiyor, geçiş senaryoları netleşiyor. Venezuela Yüksek Adalet Mahkemesi, Nicolas Maduro’nun görevden fiilen uzaklaşmasının ardından Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez’in geçici olarak devlet başkanlığı yetkilerini üstlendiğini duyurdu. Kararda, “idari sürekliliğin ve ulusal savunmanın korunması” gerekçesi öne çıkarıldı.
Anayasa gereği Rodriguez’in seçim çağrısı yapması beklenirken, mevcut güvenlik ortamı ve ABD müdahalesi nedeniyle sürecin nasıl işleyeceği belirsizliğini koruyor. Hatırlanacağı üzere Maduro da 2013’te Hugo Chavez’in ölümünün ardından geçici başkan olmuş, ardından seçimle görevini sürdürmüştü.
ORDU İÇİNDEN ÖNE ÇIKAN İSİM: VLADİMİR PADRİNO
Maduro sonrası dönemde adı geçen bir diğer güçlü aktör ise Savunma Bakanı Vladimir Padrino. ABD saldırılarının ardından kameraların karşısına çıkan Padrino, ülkenin yabancı askeri müdahaleye karşı direneceğini açıklamış ve halka birlik çağrısında bulunmuştu.
Venezuela basını, hava saldırıları sırasında Padrino’nun konutunun da hedef alındığını öne sürerken, bu durum ordunun süreçteki rolünü daha da kritik hale getiriyor.
MUHALEFETİN “MEŞRU BAŞKAN” İDDİASI: EDMUNDO GONZALEZ
Venezuela muhalefeti ise geçici yönetimi tanımıyor. Muhalefete göre ülkenin meşru devlet başkanı, 2024 seçimlerinde Maduro’ya karşı yarışan ve sonuçları tanımayan Edmundo Gonzalez Urritia.
Hakkında çıkarılan tutuklama kararı sonrası İspanya’ya giden Gonzalez, sürgünde bulunmasına rağmen muhalefetin uluslararası alandaki en güçlü siyasi figürü olmayı sürdürüyor.
MACHADO FAKTÖRÜ: NOBEL ÖDÜLLÜ MUHALİF LİDER
Muhalefetin bir diğer önemli ismi ise Nobel ödüllü Maria Corina Machado. Parti içi ön seçimleri açık ara kazanan ancak adaylığı engellenen Machado, Maduro sonrası döneme “düzenli ve barışçıl geçiş” vurgusuyla hazırlandıklarını açıklamıştı.
Machado’nun uluslararası destek arayışı ve özellikle Washington’la kurduğu temaslar, muhalefetin dış bağlantılarını güçlendiren bir unsur olarak görülüyor.
WASHİNGTON’UN PLANI: ‘TAZMİNAT KARŞILIĞI PETROL’
ABD operasyonunun ardından siyasi hamlelerin yanı sıra ekonomik planlar da gündeme geldi. Washington yönetiminin, yıllar önce Venezuela’da el konulan varlıklar için tazminat talep eden ABD’li petrol şirketlerine, ülkeye geri dönmeleri şartıyla destek sunmayı değerlendirdiği iddia ediliyor.
Ancak sektör temsilcileri, ülkedeki siyasi belirsizlik, güvenlik riskleri ve yıpranmış altyapı nedeniyle bu tekliflere temkinli yaklaşıyor.
ULUSLARARASI TEPKİLER BÜYÜYOR
ABD müdahalesi Latin Amerika ve Orta Doğu’da sert tepkilere yol açtı. İran ve Küba, Maduro’nun alıkonulmasını “devlet terörü” olarak nitelendirirken, Şili Devlet Başkanı Gabriel Boric, “Bugün Venezuela hedefte, yarın başka bir ülke olabilir” diyerek egemenlik vurgusu yaptı.
Çin de ABD’yi uluslararası hukuku ihlal etmekle suçlayarak Maduro ve eşinin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.
MAHKEME SÜRECİ VE GÜVENLİK ÖNLEMLERİ
ABD basınına göre Maduro ve eşi, New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde yargılanacak. Gözetim merkezinin çevresinde olağanüstü güvenlik önlemleri alınırken, Beyaz Saray’ın paylaştığı görüntüler kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
VENEZUELA İÇİN ÖNE ÇIKAN ÜÇ SENARYO
Uzmanlara göre ülkeyi bekleyen üç temel ihtimal öne çıkıyor:
Geçici yönetim ve kontrollü seçim süreci
Ordu merkezli sertleşen bir geçiş dönemi
Muhalefet destekli ve uluslararası tanınırlığı olan yeni bir siyasi yapı
Hangi senaryonun gerçekleşeceği, ABD’nin sahadaki varlığı, ordunun tutumu ve uluslararası baskının seyrine bağlı olacak.
ÖMER ÇELİK’TEN VENEZUELA TEPKİSİ: HİÇBİR ŞEKİLDE KABUL EDİLEMEZ
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, siyasi meşruiyet ilkelerini hedef alan ve uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmeyeceklerini söyledi.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, ABD’nin Venezuela’da operasyon düzenleyerek Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu kaçırmasına tepki gösterdi.
Siyasi meşruiyet ilkelerini hedef alan ve uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmeyeceklerini söyleyen Çelik, “Venezuela’daki olaylarla ilgili olarak bakışımız bu ilkeleri esas almaktadır.” dedi.
Çelik, “Venezuela halkının ülkelerindeki siyasi egemenliğin yegane sahibi olduğunun altını çiziyoruz.” ifadesini kullandı.
AK Parti Sözcüsü, “Bir ülkenin halkına ait egemenliğin hedef alınması ve uluslararası hukukun ihlal edilmesi hiçbir şekilde kabul edilemez.” açıklamasını yaptı.
CHP LİDERİ ÖZEL’E TEPKİ
Çelik açıklamasında Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’e de tepki gösterdi.
AK Parti Sözcüsü, “Muhalefetteki kimi genel başkanların dünyayı sarsan bir olay karşısında akıllarına ilk gelenin Cumhurbaşkanımıza dönük niteliksiz sözler söylemek olması son derece vahim ve sağlıksızdır.” dedi.
Muhalefetin dış politika tecrübesi olmadığını söyleyen Çelik, “Dış politikadan anladıkları tek şey Türkiye’yi şikayet etmek, gelişmeleri ancak iş işten geçtikten sonra anlamak ve kriz yönetmeyi retorik üretmek zannetmektir.” tepkisini gösterdi.
Çelik’in açıklamasının tamamı şöyle:
“Sayın Cumhurbaşkanımız ve AK Partimiz her zaman uluslararası hukukun, ülkelerin meşru egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün savunucusu olmuştur. “YÖNETİMLERİN MEŞRUİYETİNİN HALK İRADESİNE DAYANDIĞI” ve “BİR ÜLKEDE MEŞRU YÖNETİM DEĞİŞİMİNİN SADECE O ÜLKENİN HALKINA AİT DEMOKRATİK BİR HAK OLDUĞU” ilkeleri, Cumhurbaşkanımızın ve Ak Partimizin siyasi hayatının eksenidir. Bu ilkeleri ihlal eden hiçbir gelişmeyi onaylamayız. Cumhurbaşkanımızın ve Ak Partimizin siyasi yolcuğunun en büyük yol arkadaşı siyasi meşruiyettir. Siyasi meşruiyet ilkelerini hedef alan ve uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmeyiz.
Venezuela’daki olaylarla ilgili olarak bakışımız bu ilkeleri esas almaktadır. Venezuela halkının ülkelerindeki siyasi egemenliğin yegane sahibi olduğunun altını çiziyoruz.
Biz, “siyasi meşruiyet”e güç odaklarının gözünden değil, güç odaklarına “siyasi meşruiyet” merceğinden bakarız. Bir ülkenin halkına ait egemenliğin hedef alınması ve uluslararası hukukun ihlal edilmesi hiçbir şekilde kabul edilemez. Bir ülkenin “SİYASİ TAPU”su sadece ve sadece o ülkenin halkına aittir. “Meşru egemenlik” sadece o ülkenin halkının inşa edeceği bir iradedir; dışardan dayatılamaz. Uluslararası düzenin ve uluslararası hukukun varlığı da bunun için gereklidir. Cumhurbaşkanımız bu prensiplerin en güçlü savunucusudur.
“MUHALEFETİN DIŞ POLİTİKA TECRÜBESİ YOK”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ve muhalefetteki kimi genel başkanların dünyayı sarsan bir olay karşısında akıllarına ilk gelenin Cumhurbaşkanımıza dönük niteliksiz sözler söylemek olması son derece vahim ve sağlıksızdır. Bu muhalefet odakları dış politikada tek bir olayı bile yönetmemiştir, böyle bir tecrübeleri yoktur. Dış politikadan anladıkları tek şey Türkiye’yi şikayet etmek, gelişmeleri ancak iş işten geçtikten sonra anlamak ve kriz yönetmeyi retorik üretmek zannetmektir. Türkiye’de muhalefet niteliksiz ve dar siyaset koridorlarına sıkışmamalıdır. Dünyanın sarsıldığı bu zamanlarda herkes sağduyu ile hareket etmeli, sorumlu davranmalı ve söylenen sözlerin Türkiye’nin yoluna hizmet etmesine özen göstermelidir.
Sayın Cumhurbaşkanımız küresel krizlerin en usta yöneticilerinin başında gelmektedir. Hakkı söylemekten geri durduğu ya da haksızlığa göz yumduğu da görülmemiştir. Cumhurbaşkanımızın hangi sözü ne zaman ve nerde söyleyeceği siyasi tecrübesinin ve kriz yönetme ustalığının bir parçasıdır. Cumhurbaşkanımız “KENDİ SÖZÜNE HAKİM”dir ve bu özelliğe sahip dünya liderlerinin önde gelenlerindendir. Cumhurbaşkanımızın, siyasi meşruiyet kavramına zıt bir gelişmeyi onayladığı ya da mazur gördüğü görülmemiştir.
“DÜNYANIN ZOR ZAMANLARINDAYIZ”
Sayın Cumhurbaşkanımızın hangi krizi nasıl yönettiği, hangi sözü ne zaman ve ne şekilde söylediği, dünyanın her yerinde en dikkatli şekilde izlenir. Bunun sebebi, siyasi ezberlerin dışında nitelikli ve özgün bir siyasi çizgiyi inşa etme kabiliyetindendir.
Dünyanın zor zamanlarındayız. Giderek daha da zorlaşacak bir küresel ortamla karşı karşıya kalacak tüm dünya.
Bu zor zamanlarda en büyük dayanağımızın siyasi ilkelerimize daha çok sahip çıkmak olduğunu biliyoruz. Siyasi meşruiyet ilkelerimizden zerre kadar taviz vermiyoruz. Ülkemizdeki tüm siyasi odakların dış dünyadaki kaotik gelişmeler karşısında Türkiye için sorumlulukla ve sağduyu ile hareket etmesi gerektiğinin altını çiziyoruz.
Siyasi aklın gereği dünyadaki kaosa karşı iç cephemizi sağlam tutmaktır. Devlet aklının ve diplomasinin tüm imkanlarını değerlendirerek, istikametimizi daha da güçlendireceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın büyük tecrübesi ve siyasi iradesiyle krizlerin yönetiminde inşa edeceği siyasi hatlar, Türkiye’nin yolunu açık tutmaya devam edecektir.”
Kaynak: Gercektarih.com.tr