Prometeci proje: İznik ayağı
“Hristiyan umudunun büyük tarihi bozgunudur bu, Batı’nın ve efendilerinin Prometeci projesine yüzyıllar boyunca katılmasından ileri gelen bir bozgun…’’ [1]
Prometeci proje; aşkın olan her şeyin terk edilmesi demektir. Prometheus; insana hizmet etmek için tanrıları aldatan tanrıdır. Profan tanımı da bu kelimeden türemiştir. Profan, insanı kutsal sayma demektir.
Hristiyanlık, devlet dini haline gelmesiyle paganizmle birleşti. Pagan ibadet yerlerinin içine çarmıhta Hz. İsa’nın resimleri veya heykellerinin yapılması tahribin en büyük örneklerindendir. Nitekim Konstantin’in devleti kiliseye döndürmesi ile günümüz Hristiyanlığının zemini atılmış oldu. “Devletin kiliseye döndürülmesi’’ ifadesini özellikle kullandığımı belirtmek isterim. Yapının dini merkezden yükseldiğine tarih tanıklık etti. Tarihin unutmadığını İznik gündemimizden görmekteyiz. Tarih neden unutsun ki, unutan insanın kendisi. Papa 14. Leo’nun ziyaretini her açıdan sorgulayıp incelediğimizde varacağımız sonuçlardan biri; “Prometeci proje’’ …

Yeni bir adım değil. Tabii ki yıllarca sistemli ilerleyişin bir izlenimine tanık olduk. Profan insan, zıtlığı da peşinden sürüklüyor. Modern çağın kölelerinin gözlerine çekilen ince bir perdeyle(medya) yönünü kaybetmiş kitlelerin varlığından başka gerçek olanı sorgulamak gerekir. Kitleleşmiş hatta kitleleşmek zorunda bırakılmışlığın bunalımında afyona bulaşmış vaziyetteyiz. Papa 14. Leo’nun İznik ziyaretini tam olarak bu halde izlediğimiz doğrudur. İzlemek, görselin servis edilmesiyle büyüyen göz bebeğinin yanında sorgulamamaksızın yapılan eylem. Farkında olmanın artık yetmediği, gözümüze sokarcasına aşikâr bir senaryoda günlerce sergilendi.
Artık senin bilmenin ya da farkına varmanın bir önemi yok. Çünkü etrafı çevrili bir arenada yem olmaya hazır bekleyensin. İroni yapmıyorum, bilakis acı durumun analizinde bulunuyorum. Dünya devletinin kilise hakimiyetine dönen dönemeçte belki tekrar karılmalı kartlar. Kâr zarar hesabı yapacak durumda mıyız? Haçlı Siyonist zihniyetin farkında olmak yetmiyor. Durumun ciddiyetinde alarm çoktan çaldı. Oturup bir gün diye hesap ederken sorumsuzluğumuzu tarihin omuzlarına bıraktık. Evrenselliğin, idam sehpasında bize son tekmeyi atmasını izlemeye devam ederken tarihe söylenecek bir sözümüz, duruşumuz olmalı.
Kuşanma vakti! Vakit uykusuzluk ve dem vaktidir. Bunu kendimize gayret edinirsek mücadele safında sorumluluk sınavını veririz. Sayı mühim değil, profan insanın yarattığı köleleşmiş kitlelerden olmamak için direnmeliyiz. Dirilmeden nasıl direneceğiz? Düşündürücü…
Cadılar bayramı, yılbaşı, kilisede Müslüman olduğun halde mum yakmak, bu konulara değinmiyorum bile…
Tarihin unutmadığını tarihi İznik gündeminden görmekteyiz. Tarih neden unutsun ki, unutan insanın kendisi. Papa 14. Leo’nun Türkiye ziyaretini her açıdan sorgulayıp incelediğimizde varacağımız sonuçlardan biri; “Prometeci proje’’…
[1] İnsanlığın Medeniyet Destanı, s.71.