İnsansız insan hakları felsefecisi: İoanna Kuçuradi’yi 12 Eylül ve 28 Şubat üzerinden okumak
Dr. Yasin Koç yazdı: 1980, İoanna Kuçuradi’nin Türkiye Felsefe Kurumu’nun başkanlığına geçtiği3 ve kendi ifadesiyle insan hakları üzerine ilk yazısını yazdığı yıldı.1 Ama kamuya açık kaynaklarda darbenin uygulamalarına, sıkıyönetim mahkemelerine veya 1402’lik tasfiyelere dair dönem içinde yaptığı bir değerlendirme yok.
“Bütün fikirlere saygı, hayır efendim! Fikirler saygı konusu değildir, insanlar saygı konusudur. Fikirler değerlendirme konusudur.”
İoanna Kuçuradi
— Hayır efendim. Fikirlere de saygı duyulur. Çünkü fikirler insanın vicdanından doğar. Mandela’yı zindana, Bruno’yu ateşe götüren fikirleriydi. İnsanı fikrinden ayırınca geriye ne kalır? Vicdanı susturulmuş bir bedene mi saygı duyacağız?
**
2 Ekim’de ölen İoanna Kuçuradi, Türkiye’de insan hakları konuşulduğunda akla ilk gelen felsefecilerden biriydi. Kuçuradi, Hacettepe Üniversitesi’nde felsefe bölümünü kurdu, 1997’de aynı üniversitede insan hakları merkezini açtı, 1998’den itibaren UNESCO Felsefe ve İnsan Hakları Kürsüsü’ne başkanlık yaptı.
Ölümünün ardından Kuçuradi’yi Rum kökeninden dolayı övenler de oldu, yerenler de. İki yaklaşımı da reddediyorum. Bir insanın kökeni ne övgünün ne de eleştirinin gerekçesi olabilir.
Bu yazı tek bir soruyu sormak için yazıldı: İnsan haklarının bu ülkede en ağır biçimde askıya alındığı iki kırılma anında, 12 Eylül’de ve 28 Şubat’ta, Türkiye’nin insan hakları filozofu nerede duruyordu?
Kuçuradi kendi işini, insan hakları kavramlarının içeriğini bilgiyle temellendirilebilir biçimde belirlemek olarak tarif ederdi.1 Ama okurlarından her İnsan Hakları Günü’nde kendilerine şu soruyu sormalarını da istiyordu: Kendi yetki ve sorumluluk alanımda insan haklarının nasıl korunacağını biliyor muyum?2
12 Eylül: İlk yazının yılı
1980, Kuçuradi’nin Türkiye Felsefe Kurumu’nun başkanlığına geçtiği3 ve kendi ifadesiyle insan hakları üzerine ilk yazısını yazdığı yıldı.1 Ama kamuya açık kaynaklarda darbenin uygulamalarına, sıkıyönetim mahkemelerine veya 1402’lik tasfiyelere dair dönem içinde yaptığı bir değerlendirme yok. 1984’te Aydınlar Dilekçesi’ni imzalayan öğretim üyeleri soruşturulup görevden alınırken4,5 imzacılar arasında yine yoktu. 80’li ve 90’lı yılları “korkunç ihlallerin yaşandığı” yıllar olarak andığı ilk kayıt 2016 tarihli.1 Hüküm doğru, ama otuz yılı aşkın bir gecikmeyle geliyor.
28 Şubat: Komitenin başında
28 Şubat, dindar insanların inanç pratiklerine, yaşam tarzına başörtüsü ve sakal üzerinden açıkça müdahale edilen bir süreçti. Ancak bu baskıcı iklim, 28 Şubat’la başlamadı.
Doksanlı yılların başında ilkokuldaydım. Annem çarşaflı olduğu için öğretmenim bana sürekli hakaret eder, döverdi. Okula gitmemek için betona yatardım. Çocuk kalbi, anneme söylersem onu da döveceğinden korktuğum için ona da bir şey diyemezdim.
2002’de, Kemal Alemdaroğlu’nun rektörlüğü döneminde İstanbul Üniversitesi’nde öğrenciydim. Rektörlük bursu mülakatında bana ailemin gelirini değil, namaz kılıp kılmadığım gibi ekonomik durumumla alakası olmayan sorular sormuşlardı. Sonunda dayanamayıp “Burs mülakatında mıyım, kabir sorgusunda mı?” diye tepki göstermiştim. Kuçuradi’nin başkanlık ettiği komitenin insan hakları eğitimi programı o sırada yürürlükteydi.
2004’te, yine aynı üniversitede, bir final sınavında bir kız öğrencinin sınavdan çıkarılmasına tanık olmuştum. Başörtüsüyle sınava giremiyordu, peruk takmıştı. Peruğunu da çıkarmasını istediler; bunu reddetti. Hedef saçı değil, “fikri”ydi. Kız ise peruğunu çıkarmayı reddederek kendine “saygı” duydu.
Kuçuradi bu dönemde devletin dışında değil, bizzat içindeydi. Leyla Şahin’in (bugünkü adıyla Leyla Şahin Usta) yaşadığı haksızlığı burada ele almamın nedeni, onun 28 Şubat’ta üniversite öğrencilerinin maruz kaldığı hukuksuzlukların en sembolik ismi olması. Leyla Şahin Usta’nın davası Strazburg’a kadar gitti ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kayıtlarına geçti.
- Önce: Leyla Şahin Usta, Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde dört yıl başörtüsüyle okudu. Başörtüsü bu dört yıl boyunca ne derslerine ne sınavlarına engel oldu.
- Ağustos 1997: İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne geçti.6
- 23 Şubat 1998: Rektör Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu imzasıyla genelge çıktı: Başı örtülü öğrenciler ve sakallı öğrenciler, yabancı uyruklular da dahil, derslere, kurslara ve uygulamalara alınmayacaktı.6
- 12 Mart 1998: Onkoloji yazılı sınavına alınmadı.
- 20 Mart 1998: Ortopedik travmatoloji dersine kaydı kabul edilmedi.
- 16 Nisan 1998: Nöroloji dersine sokulmadı.
- 26 Mayıs 1998: Dekanlık uyarı cezası verdi.
- 10 Haziran 1998: Halk sağlığı sınavından çevrildi.6
- Haziran 1998: İnsan Hakları Üst Koordinasyon Kurulu, İnsan Hakları Eğitimi On Yılı Ulusal Komitesi’ni oluşturdu. Komitenin başkanı Kuçuradi’ydi.8,9
- 21 Temmuz 1998: Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’na başvurdu.
- 29 Temmuz 1998: Genelgenin iptali için İstanbul İdare Mahkemesi’nde dava açtı.
- 19 Mart 1999: Mahkeme, rektörün kılık kıyafeti düzenleme yetkisi olduğunu ve genelgenin hukuka uygun olduğunu söyleyerek davayı reddetti.
- 13 Nisan 1999: Yasağı protesto eden bir toplantıya katıldığı için bir dönem uzaklaştırma cezası aldı.6
- Ağustos 1999: Başbakan Ecevit, Kuçuradi’nin komitesinin hazırladığı insan hakları eğitimi programını genelgeyle bütün kurumlara gönderdi ve uygulamanın üç ayda bir raporlanmasını istedi.9
- 16 Eylül 1999: Şahin Türkiye’deki öğrenimini bıraktı ve Viyana Üniversitesi’ne kaydoldu.
- 28 Haziran 2000: Disiplin cezaları bir af kanunuyla kalktı.
- 19 Nisan 2001: Danıştay genelgeyi bir kez daha hukuka uygun buldu.
- 10 Kasım 2005: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi 16’ya 1 oyla ihlal bulmadı. Tek karşı oyu veren Belçikalı yargıç Françoise Tulkens, laikliğe yapılan genel ve soyut göndermeyi sorguladı ve yasağın orantılı olduğundan kuşku duydu.6,10
Liste kendi sorularını soruyor. Nöroloji dersinin başörtüsüyle ne ilgisi vardı? Bir tıp öğrencisinin başındaki örtü, kanserin bilgisini nasıl engelliyordu? Halk sağlığı sınavındaki bir sorunun doğru cevabı, onu yazan kadının saçının görünüp görünmemesine göre mi değişiyordu? Sakallı bir erkek öğrencinin anatomi öğrenmesine sakalı nasıl engel olabilirdi?
Ağustos 1999’da insan hakları eğitimi programı ülkenin bütün kurumlarına ulaşırken, bir ay sonra bir tıp öğrencisinin eğitimi sınırın ötesine taşınmak zorunda kaldı. Bir Avrupa yargıcı kararı açıkça sorguladı; Türkiye’nin insan hakları filozofu ise sessizdi.
O gün sınav kapısında bekletilen tıp öğrencisi, Viyana’da hekim oldu; yıllar sonra kendi ülkesinin Meclisi’nde İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun sözcülüğünü yaptı.11 Kapıda tutulan bilgi değildi. Kapıda tutulan, bir insanın kendi ülkesinde okuma hakkıydı.
Leyla Şahin Usta tek örnek değildi; aynı yıllarda başörtüsü yasağı nedeniyle çok sayıda öğrencinin eğitim hakkı elinden alındı.12 Yasak derslik kapısında da kalmadı. Kemal Gürüz başkanlığındaki YÖK, dünyanın en eski üniversitelerinden Kahire’deki El Ezher başta olmak üzere yurt dışındaki İslam üniversitelerinden alınan diplomaların denkliğini tanımadı; daha önce verilmiş denklikleri de iptal etti.13 Öğretmen olarak atanmış mezunlara mesleklerini sürdüremeyecekleri söylendi.14
Bütün bunlar Kuçuradi’nin kuramı için birer sınavdı. 28 Şubat’ın egemen eğilimi, laiklik adına başörtülü kadını ve sakallı erkeği derslik kapısında durdurmaktı. Soru basitti: Kapıda bekletilen öğrenciye yapılan muamele, onun insan olarak değerini koruyor muydu? Kuçuradi’nin kendi formülüyle söylersek: Saygı konusu olan insanlardı, fikirler değerlendirme konusuydu. Ama değerlendirmenin sonucu derslik kapısında durdurulmaksa, kişiye duyulduğu söylenen saygı pratikte hiçbir şey ifade etmez. Bu soruya Kuçuradi’nin verdiği bir cevap yine yok.
Özdil’in vatandaşlık dersi: “Biri Rum kökenli Türk vatandaşı, öbürü Türk kökenli Yunan vatandaşı”
Bu yazıyı aslında bitirmiştim. Kuçuradi üzerine araştırmayı sürdürürken Yılmaz Özdil’in 6 Ekim 2026’da YouTube kanalında yayımladığı “Cemil Tugay, Mustafa Sandal, İoanna Kuçuradi” başlıklı programına rastladım.15 Özdil, programın bir bölümünü Kuçuradi’ye ayırmış. Söyledikleri, bu yazıya bir başlık daha eklememi gerektirdi.
Özdil, Kuçuradi’yi “başına bunca şey gelmesine rağmen … bu ülkeye asla küsmeyen” biri olarak sunarken hocasının ihracını onun başına gelmiş gibi aktarıyor. 147’ler arasında ihraç edildiğini söylüyor. Oysa ihraç edilen Kuçuradi değil, hocası Takiyettin Mengüşoğlu’ydu.16
Özdil, Kuçuradi’yi anlatırken vatandaşlık dersi de veriyor; ama Batı Trakya doğumlu eski Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’na geçince kendi dersini unutuyor.
Birini “Rum kökenli Türk vatandaşımız”, diğerini “Türk kökenli Yunan” diye sunuyor. Oysa kendi anlattığına göre Müezzinoğlu 1986’dan beri Türk vatandaşı. Vatandaşlık, Özdil’in takdirine bağlı bir unvan mı? Beğendiği insan Türk vatandaşı, beğenmediği insan Yunan mı oluyor?
Kırk yıl düşünsek Müezzinoğlu ile Kuçuradi’yi yan yana getiremezdik.
Özdil, İmam Hatiplilere yönelik ithamlarında olgulara değil, önyargıya yaslanıyor; 147’ler örneğinde olduğu gibi, kontrol edilebilecek bilgiyi bile kontrol etmiyor.
Kuçuradi’nin uğradığını ileri sürdüğü haksızlıkları duyarlılıkla anlatırken Müezzinoğlu’nun yaşadıklarıyla, buraya yazmaya hicap duyacağım ifadelerle alay ediyor. Müezzinoğlu’nun Yunanistan’da hekimlik yapmasına izin verilmediğini kendisi söylüyor; ardından Türkiye’ye sığınmasını küçümseme malzemesine dönüştürüyor. Birinin yaşamadığı bir mağduriyette insanlık görüyor, diğerinin yaşadığı zulümle alay ediyor.
Müezzinoğlu’nun medrese eğitimini, imam hatipte okumasını bir kabahatmiş gibi anlatıyor. İnsanı kökeninden bağımsız değerlendirme ilkesi, okuluna gelince mi bitiyor?
Özdil, Müezzinoğlu’nun vatansızlığını da bir kusur gibi anlatıyor: “Haymatlos oldu. Nedir haymatlos? Vatansız yani.” Ardından üç yıl neden vatansız kaldığını soruyor: “Fırsatını bulup başka ülkeye giderim diye mi düşündü yoksa yarın öbür gün Yunanistan’a geri dönelim diye mi düşünüyor? Orasını bilmiyorum” diyor Özdil. Ancak bilmediği bir niyeti ima etmekten de geri durmuyor. Oysa vatansızlık bir tercih değil, bir yoksunluktur. Müezzinoğlu’nun başına gelen bir felaketti, bir zulümdü. Kuçuradi’nin insan hakları anlayışı da tam burada durur: İnsan hakları kişiye vatandaş olduğu için değil, insan olduğu için tanınır.17 Özdil, Kuçuradi’yi yüceltirken onun felsefesinin temel ilkesini, bir başka insanın vatansızlığıyla alay ederek çiğniyor.
Özdil, Kuçuradi’yi “Rum kökenli Türk vatandaşımız” diye yerlere göklere sığdıramadı. Müezzinoğlu’nun payına ise bunun tersi düştü: Doğduğu ülke onu vatansız bıraktı, yaşadığı ülkede bir gazeteci ona vatandaşlığını çok gördü.
1 Kasım 2023’te Judith Butler, Nancy Fraser, Angela Davis ve Étienne Balibar’ın da aralarında bulunduğu felsefe profesörleri, “Philosophy for Palestine” adlı açık mektupla Gazze’de “gelişmekte olan bir soykırım” yaşandığını söylediler ve meslektaşlarını suç ortaklığını ve sessizliği aşmaya çağırdılar; mektup bir hafta içinde iki yüzü aşkın imzaya ulaştı.18,19 Sözün bedeli de ödendi: Köln Üniversitesi, Nancy Fraser’a verdiği misafir profesörlüğü, bu mektubu imzaladığı gerekçesiyle Nisan 2024’te geri aldı.20 UNESCO Felsefe ve İnsan Hakları Kürsüsü’ne başkanlık yapan Kuçuradi meslektaşlarının bu çağrısına bir yanıt vermedi. Kuçuradi’nin bir açık cezaevine dönüşen Doğu Türkistan’daki Müslüman Türklerle ve binlerce sivilin katledildiği Arakan’daki insan hakları ihlalleriyle ilgili de tek bir sözü yok.
Kuçuradi insan hakları sorunlarının en önemli kaynağını bilgisizlikte, ikincisini çıkarlarda görüyordu.2 Bu sayımda merhametsizlik yoktu. Oysa çağımızın asıl sorunu bilgisizlik değil, merhametsizliktir. İnsan hakları ihlallerinin kaynağı bilgisizlik olsaydı, yirminci yüzyılın iki dünya savaşı dünyanın en eğitimli, en gelişmiş ülkeleri arasında çıkmazdı. Gazze’de on binlerce Filistinli her gün katlediliyor; dünya müesses nizamı, hâkim entelijansiya adına ne derseniz deyin, bilmediği için değil; bildiği, gördüğü ve duyduğu halde bu soykırımı durdurmuyor. Filistin’de BM raporlarına geçen sayısız insanlık suçu için tek kelime etmeyen insan hakları filozofu Kuçuradi buna, kastettiğinin teknik bilgi değil etik değer bilgisi olduğunu söyleyerek cevap verirdi muhtemelen.
Kuçuradi, 147’ler olayını üniversite yıllarından kalan bir hatıra olarak anlatır. Milli Birlik Komitesi 1960’ta 147 öğretim üyesini üniversiteden uzaklaştırdığında, hocası Takiyettin Mengüşoğlu da onlardan biriydi.16 O olaydan çıkardığı dersi de kendisi söyler: İnsan hangi işi yaparsa yapsın, ister öğretim üyesi ister temizlikçi olsun, işini karakterle yapmalıdır.21 28 Şubat, bu dersin sınandığı yerdi. Leyla Şahin Usta sınav kapısında bekletilirken Kuçuradi, devletin kurduğu insan hakları komitesinin başındaydı.
Kuçuradi’nin herkese yönelttiği soruyu ona yöneltebiliriz şimdi: Kendi yetki ve sorumluluk alanında, en çok gerektiği anlarda, insan haklarının nasıl korunacağını gösterdi mi?
Kuçuradi, 2 Ekim 2026’da, doksanıncı yaş gününe iki gün kala öldü. Suya sabuna dokunmadan, fincancı katırlarını ürkütmeden geçen uzun bir ömrün ardından uğurlandığı yer bir meydan değil, üniversitesinin konferans salonuydu.
Kaynaklar
- Edda Sönmez, “Prof. Ioanna Kuçuradi: Acı çekmemizin nedeni bilgisizlik!”, Sözcü, 25 Mart 2016. https://www.sozcu.com.tr/prof-ionna-kucuradi-aci-cekmemizin-nedeni-bilgisizlik-wp1152224
- Zerrin Yılmaz, “Felsefenin ışığında insan”, BirGün, 14 Kasım 2016. https://www.birgun.net/makale/felsefenin-isiginda-insan-135504
- “İoanna Kuçuradi”, Wikipedia (İngilizce). https://en.wikipedia.org/wiki/İoanna_Kuçuradi
- Haluk Kalafat, “Aziz Nesin, Kenan Evren, Değişmeyen Türkiye”, bianet. https://bianet.org/yazi/aziz-nesin-kenan-evren-degismeyen-turkiye-144201
- Serpil Güvenç, “12 Eylül’ü direnişle anmak: ‘Aydınlar Dilekçesi’”, soL. https://haber.sol.org.tr/yazarlar/serpil-guvenc/12-eylulu-direnisle-anmak-aydinlar-dilekcesi-116742
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (Büyük Daire), Leyla Şahin/Türkiye, Başvuru no. 44774/98, 10 Kasım 2005. https://www.humanrights.ch/cms/upload/pdf/051110_EGMR_sahinvsturkey.pdf
- İoanna Kuçuradi, “Türkiye İnsan Hakları Kurumu” (TESK’in 10 Aralık 2009 İnsan Hakları Günü toplantısında yapılan konuşma), Maltepe Üniversitesi İnsan Hakları Merkezi. https://www.maltepe.edu.tr/insanhaklari/en/prof-dr-ioanna-kucuradis-evaluation-titled-human-rights-institution-of-turkey
- “Mülki Erkâna İnsan Hakları Semineri”, bianet. https://bianet.org/haber/mulki-erkana-insan-haklari-semineri-8341
- National Committee on the Decade for Human Rights Education, Human Rights Education Programme of Turkey 1998–2007, Ankara, Temmuz 1999. https://wwhr.org/wp-content/uploads/2021/06/IHE-HREP_ING.pdf
- Human Rights Watch, “Turkey: Headscarf Ruling Denies Women Education and Career”, 15 Kasım 2005. https://www.hrw.org/news/2005/11/15/turkey-headscarf-ruling-denies-women-education-and-career
- TBMM, “Leyla Şahin Usta”, milletvekili özgeçmişi. https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/milletvekilidetay?DonemId=134155f0-c3d6-4d24-893b-f3a2ef695ae7&Id=f72877c2-dc91-037b-e050-007f01005610
- “Başörtülü, Başörtüsüz Üniversiteliler ‘Türbanlı Olmayı’ Konuşuyor”, bianet. https://bianet.org/haber/basortulu-basortusuz-universiteliler-turbanli-olmayi-konusuyor-107583
- “YÖK, 28 Şubat’ın denklik ayıbını kaldırdı”, Eğitim Sistem, 7 Ağustos 2013. https://egitimsistem.com/yok-28-subatin-denklik-ayibini-kaldirdi-20258h.htm
- “28 Şubat’ın ‘Ezherli’ Mağdurları Buluştu”, Son Dakika, 2 Mart 2015. https://www.sondakika.com/guncel/haber-28-subat-in-ezherli-magdurlari-bulustu-7025708/
- Yılmaz Özdil, “Cemil Tugay | Mustafa Sandal | İoanna Kuçuradi – Yılmaz Özdil”, Yılmaz Özdil YouTube kanalı, 6 Ekim 2026, 55:47–1:05:48 (vatansızlık: 1:01:22–1:02:04). https://youtu.be/sGWdUjFZOw8
- Zeynep Güven Ünlü ve Emre Zeros, “Bir ömür felsefe: İoanna Kuçuradi”, Sarkaç, 18 Mayıs 2022. https://sarkac.org/2022/05/bir-omur-felsefe-ioanna-kucuradi/
- “İnsan Hakları: Kavramları ve Sorunları, İoanna Kuçuradi” [kitap incelemesi], Mütefekkir, Aksaray Üniversitesi. https://mutefekkir.aksaray.edu.tr/mutefekkir/article/view/590/227
- “Philosophy professors across the world denounce war on Gaza”, Jordan News, 7 Kasım 2023. https://www.jordannews.jo/Section-20/Middle-East/Philosophy-professors-across-the-world-denounce-war-on-Gaza-32144
- “Israel & Hamas: Another Letter, Another Critical Response”, Daily Nous, 6 Kasım 2023. https://dailynous.com/2023/11/06/israel-hamas-another-letter-another-critical-response/
- Universität zu Köln, “Withdrawal of the Albertus Magnus Professorship 2024”, 5 Nisan 2024. https://uni-koeln.de/en/university/news/news/press-releases/single-news/withdrawal-of-the-albertus-magnus-professorship-2024
- Zeynep Bilgehan, “Dünyaca ünlü filozof Kuçuradi: Ömrüm cevap aramakla geçti”, Hürriyet, 10 Temmuz 2022. https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/zeynep-bilgehan/dunyaca-unlu-filozof-kucuradi-omrum-cevap-aramakla-gecti-42098779
Dr. Yasin Koç