Emperyalist Amerika’nın İç Savaşı
Mükremin Ümit Gül yazdı: Amerikan İç Savaşı’nda yüz binlerce asker ve sivil hayatını kaybetti. İki tarafın toplam kaybı yaklaşık 750.000 civarında, bazı kaynaklar 1 milyon rakamını veriyor.
Amerika denilince genellikle günümüz Amerika’sı akla gelir. Madalyonun bir yanı “The American Dream” (Amerikan Rüyası), diğer yanı ise siyahiler ve diğer azınlıklara uygulanan adaletsizliktir. Peki, süper güç olarak nitelendirilen Amerika’nın kendi içinde bir iç savaş yaşadığını biliyor muydunuz? Kanlı Amerikan İç Savaşı’nda yüz binlerce asker ve sivil hayatını kaybetti.
SAVAŞ ÖNCESİ GENEL DURUM
Amerika yeni kurulmuş bir devletti. Büyük Britanya’ya karşı isyan bayrağı açan On Üç Koloni, 1776 yılında bağımsızlığını ilan etti. Bu 13 koloni ABD’nin kurucu eyaletleri olarak kabul edilir. Daha sonra ABD topraklarını kuzey ve doğuya doğru hızla genişletti. Harbin arifesinde ABD’de 34 eyalet mevcuttu.
Kuzey ve Güney Savaşı (American Civil War) olarak da bilinen bu savaşın temel nedeni, Washington’un Güney eyaletlerinin iç işlerine müdahalesi ve özellikle köleliği kaldırma girişimleriydi. Bu anlaşmazlıkları çözmek için birçok toplantı ve konferans düzenlenmiş, ancak bir sonuç alınamamıştı. Yer yer Güney ve Kuzeyliler arasında sınır çatışmaları yaşanıyor, yağma ve yakma olayları oluyordu. Kuzey ve Güney arasındaki uçurum giderek büyüyordu.
Abraham Lincoln & Jefferson Davis
1860 Başkanlık seçimlerinden Abraham Lincoln’un galip çıkması, 7 Güney Eyaleti—South Carolina, Mississippi, Florida, Alabama, Georgia, Louisiana ve Texas—için bardağı taşıran son damla oldu. Bu eyaletler ABD’den ayrılarak “Confederate States of America”, yani Güney Konfederasyonu’nu kurdular. Jefferson Davis başkan seçildi ve kendi anayasalarını oluşturdu. Artık dönülmez bir yola girilmişti.
AMERİKAN İÇ SAVAŞI’NA GİDEN SÜREÇ
Güney Konfederasyonu, kırsal kesimde yaşayan, ekonomisi pamuk ihracatına ve köle iş gücüne dayalı bir toplumdu. Nüfusu yaklaşık 9 milyondu ve bunun neredeyse 4 milyonu siyahi kölelerden oluşuyordu. Ağır sanayi eksikti ve demiryolları yetersizdi. 1860’ta Amerikan ihracatının %57’si Güney’in pamuk ticaretinden sağlanıyordu. Kölelerin kanları ve terleri ile kazanılan pamuk ticaretinden kolay kolay vazgeçecek gibi değillerdi.
Kuzey Federal Birliği (The Union) ise daha çok ağır sanayiye sahipti. Nüfusu yaklaşık 20 milyondu ve yüz binin üzerinde irili ufaklı fabrikası vardı. Demiryolu ağı 18.000 kilometreyi aşmıştı.
Kuzey Eyaletlerine göç eden yabancıların sayısı oldukça fazla olduğundan yabancı ve siyahilere karşı daha ılımlı bir toplum mevcuttu. Fakat Kuzey’in tamamı köleliğe karşı değildi. Irkçılık toplumun her yerine yerleşmişti. Çokta istekli olmasalarda siyahileri orduya almaya karar veren Union bunu eşitlik ilkesinden ziyade Avrupa’ya “bizde köleliğe karşıyız” mesajı vermek için yapmıştı. Orduya alınmalarına rağmen beyaz subay ve askerler siyahi askerlerlere güvenmiyordu. Güney’de ise toplum daha çok içe kapanıktı ve yabancılar ile temas neredeyse yok denecek kadar azdı. Fakat bütün Güneyli halkı köleye sahip değildi. Çoğu köleler büyük çiftlik ve tarla sahiplerine aitti. Sıradan Güneyli vatandaş köleye sahip değildi.
Güney olası bir harpte savunma savaşı verip Kuzey’i barışa zorlamaktan baska çaresi yoktu. Ne ekonomisi ne de sanayisi uzun bir savaş sürdürecek kapasitedeydi.
Kuzey ve Güney bayrakları.
ULUSLARARASI YANKILAR
Güney Konfederasyon’u Avrupa’ya pamuk ihracatı yapan ülke konumunda olmasına rağmen uluslararası arenada destekçi ülke bulmakta zorlandı. Hiç bir ülke onları kölelik statüsünden dolayı tanımadı. Rusya Kuzey Federal Birliğini destekliyordu. Büyük Britanya ticaret ve sivil gemi satışına devam etti, bunlar Konfederasyon tarafından harp gemisine devşirildiği için Kuzey’in tepkisine sebep oldu. Gelen tepkiler sonucu Avrupa’dan Güney Konfederasyonu’na gelen yardım sekteye uğradı. Zaten Kuzey’in mevcut deniz ablukası Güney’e gelecek herhangi bir yardımı engelliyordu.
Fransa ise daha çok Konfederasyon yanlısıydı. Bölünmüş bir Amerika kendi çıkarları için daha uygundu. Bu yüzden iç savaşı fırsat bilip Meksika’ya müdahele etti ve Hapsburg Prens Maksimilian’ı Meksika kralı ilan etti. Fakat Meksika ayaklandı ve isyan sonucu Fransa ülkeden kovuldu. Kral Maksimilian ise isyanda öldürüldü.
Konfederasyon kendi bağımsızlığını korumak, Federasyon Birliği ise ülkenin birliğini sağlamak için savaşa girişti. Harbin ilk yıllarında kölelik konusu geri plandaydı. İlk iki yılda Güneyliler sağlam direniş gösterip Kuzeylileri topraklarından attı. İngiltere parlamentosunda bile Güney’in zaferi konuşulmaya başlanmıştı. Olası bir zafer, Konfederasyon’un uluslararası camiada tanınmasına yol açabilirdi.
Kuzey, uluslararası ve kamuoyu desteğini artırmak için 22 Eylül 1862’de “Özgürlük İlanı”nı yayınladı. Bildiride, Güney’in 1 Ocak 1863’e kadar silah bırakıp Amerikan Birliği’ne dönmemesi halinde, Güney eyaletlerindeki kölelerin özgür sayılacağı belirtildi. Bu olay Avrupa’da büyük ilgi uyandırdı. Artık harbin hedefi yalnızca Amerikan Birliği’ni tekrar sağlamak değil, kölelerin özgürleşmesi olmuştu.
İç Savaş, ilk kez bu kadar kapsamlı fotoğraflandı. Muharebe meydanları, cesetler ve yaralılar hızlıca dünyaya yayıldı. Uluslararası basın yoğun ilgi gösterdi. Birçok ülkeden Güney ve Kuzey’e askeri gözlemci ve ataşe gönderildi. Harp sonunda silah ve mühimmat fazlası satışa çıkarıldı; Osmanlı Devleti de 114.000 Enfield ve 125.000 Springfield tüfeği aldı.
Kuzeyli Siyahi askerler.
HARP BAŞLIYOR!
12 Nisan 1861’de Konfederasyon güçleri Fort Sumter Kışlasını topa tutarak harbi başlattı. İki günlük bombardımanda can kaybı yaşanmadı ve Güneyliler kışlayı ele geçirdi. Ardından Virginia, Arkansas, North Carolina ve Tennessee de Konfederasyon’a katıldı; ABD’den ayrılan eyalet sayısı 11’e çıktı.
Temmuz 1861’de 35.000 Kuzey Federal Birlik ordusu hızlı ve ani bir hücumla Güney ordusunu mağlup edip başkent Richmond’u ele geçirmek için harekete geçti. Bu hamle ile savaşı erken bitirmeyi hedefliyorlardı. Fakat 1. Bull Run muharebesinde 20.000 kişilik Güney ordusu tarafından mağlup edilince bu plan suya düştü. Konfederasyon, harbin ilk iki yılında beklenenden daha etkili oldu.
DİĞER MÜHİM MEYDAN MUHAREBELERİ
17 Eylül 1862’de gerçekleşen ve sonuçsuz kalan Antietam Muharebesi’nde toplam kayıp 22.000’in üzerindeydi.
30 Nisan – 6 Mayıs 1863 tarihleri arasında gerçekleşen ve Güney Konfederasyon’u tarafından kazanılan Chancellorsville Muharebesi’nde toplam kayıp sayısı 30.000 civarındaydı.
1-3 Temmuz 1863 tarihleri arasında gerçekleşen Gettysburg Muharebesi’nde her iki tarafin toplam kaybı 51.000 askerdi. Gettysburg Muharebesi Iç Savaşın en kanlı muharebesi olarak tarihe geçti. Muharebeyi Kuzey Federal Birliği kazanmıştı.
18-20 Eylül 1863 tarihleri arasında gerçekleşen ve Güney Konfederasyon’u tarafından kazanılan Chickamauga Muharebesi’nde ise toplam kayıp 34.000’di.
Bu meydan muharebeleri Amerikan tarihine en kanlı muharebeler olarak yerini aldı.
Konfederasyon için harbi kazanma umutları 1865’in başında hemen hemen yok gibiydi. Gıda ve asker sıkıntısı baş göstermişti. Asker sayısını yukarı çıkarmak için siyahi köleleri de askerliğe alma fikri ortaya atıldı. Askere almak ve silahlandırmak aynı zamanda onlara özgürlük vermek anlamına geleceği için karşı çıkanlar oldu, çünkü harbin en büyük sebebi zaten köleliğin muhafazasıydı. Bir nevi boşa savaşılmış olacaktı. Yoğun tartışmalar sonucunda yüzlerce siyahi köle askere alındı fakat savaşın gidişatını değiştiremedi.
Harp nihayet başkent Richmond’un düşmesi ve Güney ordularının teslim olmasıyla sona erdi. Şehir tahliye edilmeden tahrip edildi. Ünlü Güneyli General Robert Lee’nin teslim olmasıyla diğer birlikler de silah bıraktı. Güneyli Başkan Jefferson Davis 9 Mayıs 1865’te gözaltına alınıp hapsedildi. Kuzeyli Başkan Abraham Lincoln ise nihayi zaferi göremeden bir suikaste kurban gitti. Kendisi 14 Nisan 1865 günü bir Konfederasyon sempatizanı olan John Wilkes Booth tarafından vurularak öldürüldü. Yerine ise Başkan Vekili Andrew Johnson geçti ve 17. ABD başkanı oldu.
Savaşta yüz binlerce asker ve sivil hayatını kaybetti. İki tarafın toplam kaybı yaklaşık 750.000 civarında, bazı kaynaklar 1 milyon rakamını veriyor. Kuzey 2 milyon, Güney ise yaklaşık 1 milyon asker silah altına aldı. Yaklaşık 360.000 Kuzeyli ve 320.000 Güneyli asker öldü. 50.000 sivil de hayatını kaybetti. Siyahi askerler arasında da ölüm oranı yüksekti; 186.000 askerden 38.000’i öldü. 400.000 esirden yaklaşık 56.000’i kamplarda can verdi.
Bu rakamlar tahmini rakamlar olduğu için tam ölü ve kayıp sayısı vermek mümkün değildir.
Her iki taraf da vahşet olaylarına karıştı, esir ve siviller idam edildi. Kızılderili kabileleri, tarafsız kaldıkları veya karşı tarafı destekledikleri için saldırıya uğradı. Konfederasyon’un esir siyahileri katletmesi sıkça yaşandı; en büyük sorumluluk Güneylere aitti. Medeni bir toplum adı altında barbarlık yaşandı.
Ölü Güneyli askerler.
SONUÇ
Kuzey, Abraham Lincoln önderliğinde 4 yıl süren yıkıcı savaş sonunda kazandı ve devlet bütünlüğünü sağladı. Köleliğin kaldırılmasını sağlayan 13. Yasa (Amendment XIII) 31 Ocak 1865’te kabul edildi.
Kabul edilmesine edilir lakin 1960’lara kadar siyahiler otobüsün önüne oturamaz, beyazlarla aynı mekânda yemek yiyemez, aynı okulda ders göremezdi. Bunun gibi ve daha bir çok hak ve hürriyetten mahrumdular. 1964’te Başkan Lyndon Johnson’un imzaladığı Sivil Haklar Yasası ile ayrımcılık sona erdi.
Batı’dan çıkan çoğu eşitlik ve özgürlük sloganları ile başlayan hareketler ne yazık ki azınlıklar ve diğer etnik gruplar için hüsranla sonuçlanmıştır. Köleliğin kaldırılması, ırkçılığı ortadan kaldırmadı; ırkçılık hâlâ köklü bir toplumsal sorundur.
Elbette bu İç Savaş Amerika’nın ne ilk ne de son savaşıdır. İç Savaştan evvel ve sonrasında yerli halklar ile yapılan onlarca savaşta binlerce Kızılderiliyi öldürüp yerlerinden etmişti. Emperyalist bir güç olma yolunda Meksika ve İspanya olmak üzere birçok ülke ile harp etmişti. Küba, Vietnam, Filipinler, Irak, Afganistan gibi birçok ülkeye özgürlük adına saldırmıştı.
Kölelik ve İç Savaş Amerikan toplumunda günümüzde bile mühim bir ayrışma noktasıdır, son yıllarda Güney Eyaletlerinde kölelik anıtları bir bir yıkılmıştı. İnsanlar karanlık kölelik geçmişi sorgulamaya başladı. Günümüzde Demokrat ve Cumhuriyetçilerin oy dağılımında geçmişte olan Güney ve Kuzey ayrışmasını görmek mümkündür.
BİLİYOR MUYDUNUZ?
Günümüzde Amerikalılar için kullanılan “Yankee” sözünün bu iç savaşa dayandığını biliyor muydunuz? Kuzeyliler Güneyli askerler için “Johnny Reb”, yani İsyancı Johnny tabirini kullanırdı. Güneyliler ise Kuzeyli askerlere “Billy Yankee” derdi.
Kaynakça:
The Civil War – Bruce Catton
The American Civil War – John Keegan
Nps.gov/civilwar
Sultan Abdülaziz devri Osmanlı Kara Ordusu – Uğur Ünal