tarihkitapbiyografimehmet poyrazmustafa armağandergi

Mehmet Poyraz

Gazeteci ve Araştırmacı Yazar

Mücadeleci Yenidünya yahut Malta Eriği ağacı zamana direniyor

17.05.2026
A+
A-

Mehmet Poyraz yazdı…

Aslında kökü Çin’e dayanan ancak Japonya’dan tüm dünyaya yayılan faydaları ise fazlaca bilinmeyen bir meyvedir Yenidünya, diğer bilinen adıyla Malta Eriği. Kimi yörelerde Muşmula olarak da bilinir. Oysa Muşmula sonbahar, Yenidünya ise ilkbahar meyvesidir.

Malta ile ise uzaktan yakından ilgisi yoktur. Sadece Türkiye’de değil birçok ülkede de Muşmula olarak da bilinir. Malta da bile Muşmula olarak bilinir ve fazlada rağbet yoktur bu meyveye. Akdeniz’in göbeğindeki Malta, bir zamanlar ticaretin kalbide sayılır. Belki de bu meyve Malta taşlarının arasında da yetiştiği için adını oradan da almış olabilir.

Türkiye’ye, özellikle Akdeniz bölgesine 18 veya 19. Yüzyılda geldiği tahmin edilmektedir. Batı dünyasında bilinmesi 17. yüzyıla dayanır. Alman ve İsveçli botanikçilerin Avrupa’da olmayan meyveleri araştırması sonucunda keşfedilir Yenidünya meyvesi.

**

Memleketimiz Adana ve Osmaniye’de “Yenidünya” olarak bilinir, Ankara’da pazarda ve marketlerde Malta Eriği adıyla tezgahlarda yerini alır. Mücadeleci bir meyveye benzetirim Yenidünya’yı, gariptir, aklınızın almayacağı yerde yetişebilir. Kaya oyukları, duvar aralarında hayata tutunma mücadelesi verir. Fiziki özellikleri çok çeşitli olabiliyor. Mesela yıllar öncesinden, çocukluğumda bol çekirdekli olduğunu hatırlıyorum. Kimisinde dört veya iki çekirdek kimisinde ise tek çekirdek mevcuttur. Görünüm yuvarlak olurken uzunlamasına olanlar da var. Adana ve civarında tam olgunlaşması yani turuncu halini alması bir bakıma yazın da habercisidir.

**

Yirmi yıldan fazla olmuştur, tam tarihini hatırlayamadım. Adana’da, annemin tenekede yetiştirdiği çiçeklerin arasında bir Yenidünya fidanı belirmeye başlamıştı. Evin de toprak alanı yoktu. Sadece ikinci kata çıkılan merdivenin altında az bir toprak parçası vardı. Annem Yenidünya’yı tenekeden söküp oraya yerleştirdi. Ancak burası da sıkıntılıydı. Zira güneşi çok az alabiliyordu. Bir yıl boyunca bol su ile bakıldı, boyu biraz uzadı. Gövdesinin güneşi az da olsa görmesi için bir iple merdivendeki korkuluğa bağlandı. Sonraki yıl ağaca dönüşmeye en azından yetişkin olmaya başlamıştı. Tepelerinde birkaç yaprak bırakarak, gövdesindeki diğer yaprakları yolmaya başlamıştık. Böylece enerjisini gövdesine verecekti, yaprakları yolunduğundan boyu uzamaya başlamıştı. Birkaç yıl böyle geçti. Bu arada Yenidünya ağacının başına talihsiz olaylarda gelmişti. Çocuklar zarar vermişti birkaç defa onda da anında müdahale edilmiş hayatını sürdürmeye devam etmişti.

İlerleyen yıllarda bu Yenidünya ağacı iyice büyüdü, gelişti ve serpildi. Kökü merdivenin altında karanlık bir yerde olan bu ağaç hâlâ meyve vermemişti. Bize de epey zahmet vermişti yetişirken, ancak mücadelesini bırakmamıştı. İlk yetişmeye başlamasından itibaren yapraklarını devamlı yolduğumuz Yenidünya ağacı, biraz da palmiye ağacına benzemişti. Uzun ve çıplak gövde, tepesinde yapraklar yeşil yeşil.

2008 veya 2009 yılıydı merhum babam Yenidünya ağacını kesmeye karar vermişti. Evin bahçesinde toprak alan kalmamıştı her yeri betonla kaplamıştı. Böcek gibi zararlılarla uğraşmak istemiyordu. Sadece merdivenin altında toprak alan kalmıştı. Onu da sırf Yenidünya ağacı için bırakmıştık.

Bir gün babam ağacın yanındayken “Yenidünya ağacını keselim, zaten meyvede vermiyor. Olduğu yeri de betonlayalım,” dedi. O sırada yanımızda olan ve dokuz yaşındaki Gülendam Berfin, Yenidünya ağacını incelemeye başlamıştı. Sağına soluna bakıp duruyordu. Biz de merdivene çıkmış buradan işe koyulacaktık. Bizim Gülendam Berfin birden çığlık attı aşağıdan, “Meyvesi var,” diye. Sadece bir tane meyvesi vardı ve tam da kalabalık yapraklarının tam ortasında masum masum durmaktaydı. Sonra vazgeçtik ağacı kesmekten.

Çok uzun yıllardır bizimle beraber yaşamaya devam eden Yenidünya ağacı, iri ve çok lezzetli meyvelerini bizlere her yıl ikram etmektedir. Mücadelesini bırakmamıştır, inadına hayata devam demiştir. Bazen görenler bunda aşı olup olmadığını soruyor, bizde hikayesini özetliyoruz. Çiçeklerin olduğu tenekede ortaya çıkmıştı.

**

15 Mayıs 2026 günü sabahın erken saatlerinde Ankara’dan Adana’ya doğru çıktığımızda aklımda bizim bu meşhur Yenidünya ağacı vardı. Aklıma düşmesi şöyle oldu. Son birkaç yıldır kuraklık yüzünden çorak arazileri, sararmış bitkileri görmeye başlamıştık. Bitkiler bir yana dereler, ırmaklar, göller dahi kurumuştu. Bu yıl yağan yağmurları biliyorsunuz. Yolda ilerlerken doğayı yemyeşil görmek beni mutlu etmişti. Sonra birkaç yıldır az meyve veren Yüreğir’de evimizdeki Yenidünya ağacı aklıma gelmişti.

**

Öğlen saatlerinde Adana’da evdeyiz. Yemek ve çay sonrası Yenidünya ağacını incelemeye başladım. Bu yıl bereketli olmuştu ve güzel güzel meyveler ikram etmeye başladı. Yalnız meyvelerini toplamak her zaman zordu. Biz boyunu uzatmaya çalıştığımızdan meyveler yukarıdaydı. Öyle ne aşağıdan ne de merdivenden elini uzatıp toplamak mümkün oluyordu. Epey bir çaba gerektiriyor meyvelerini toplamak. Ayağımızın tozuyla biz de öyle yaptık. Birkaç karede fotoğrafını çektim. Son olarak bu kadar lezzetli Yenidünya meyvesini hiç görmediğimi de eklemek istiyorum.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.