tarihkitapbiyografimehmet poyrazmustafa armağandergi

Hınıs ve göller ilgi bekliyor

11.08.2026
A+
A-

Murat Ertaş yazdı: Son kırk yılda göç verse de Göller köyü Hınıs’ın arazisi en çok ve hane sayısı en yüksek olan köyüydü. Köyün eski Yelpiz yoluna çıkışında bir yer var ki oraya yöre halkı “Kıralar” der.

İki hafta evvel Hınıs Bal ve Fasulye Festivali münasebetiyle birkaç arkadaşla Erzurum’un belki de en bereketli toprakları olan Hınıs’a bir gezimiz olmuş, yoğun program sebebiyle köyüme uğrayamamıştım. Bu hafta sonu; babamın çocukluğuna ve gençliğine, annemin gelinliğine ve bin bir meşakkatle tüttürdüğü ocağına yurt olan, benim de doğduğum dünya parçası olan köyümü, Göller’i ziyaret ettim. Dedem otuz sekiz, babam beş yaşındayken Narman’dan göç edip yerleştiği Göller köyünün eski adı (Ermenice) “Kağkig/Kahkik”tir. Annemin ailesi de annem daha üç yaşındayken Tortum’dan Hınıs, Ovaçevirme köyüne gelmişler.

Hınıs’tan Karaçoban’a giden yol, eski isimleriyle Aros’un, Yelpiz’in, Harami’nin önünden geçtikten sonra Şahabettin köyünden sağa döndüğünde Göller (Kağkig) köyüne ulaşır. Köyün içinden geçen yol, eski adıyla Kongor’a ve Kızılahmet köyüne ulaşır.

Köyümün dört bir yanında engebeli arazi arasında irili ufaklı çok sayıda göl var, yanına varmadıkça kendisini göstermeyen göller. Köyün, arazinin, göğün, toprağın ve tarihin sırrı bu göllerde mahfuz. Her bir göl ve gölcük göğün toprağa sırlanmış aynası gibi ve her biri, kendi bitki örtüsünü ve sazlığını oluşturmuş. Kimi mavi kimi zümrüt yeşili olan bu gök aynalarının çerçevesi de mis gibi dağ naneleriyle süslenmiş.

DSİ GÖLLERİ, KANALLARI VE DERELERİ TEMİZLEMELİ

Annem gelinlik çağının geçtiği köy yaşantısından bahsederken kamışlardan, cillerden nasıl hasır dokuduklarını anlatırdı. Gözümün önüne bir an; ellerinde orak, kurbağalı göl suyunda aşkla kamış keserken birbirleriyle mâni söyleyerek atışan, türkü çığırarak dedikodu yaparak içlerini rahatlatan şen şakrak ve çalışkan kadınlar geldi. Annemin hayaliyle gölleri dolaşıyordum. Furgunlar, öküz arabaları kadınların topladığı kamışları köye taşıyordu. Uzun yıllardır kamışlar biçilmediği için Göller’in gölleri daha da cillenmiş. Başta Göller olmak üzere çevre köylerin önemli su kaynağı da olan bu gölleri DSİ’nin temizlemesi elzem.

Bu konuda köylülerin bir talebi daha var ki bende müşahede ettim. Bu göllerden ve kaynaklardan köye su getiren su kanalları uzun süredir DSİ tarafından temizlenmediği için köye gelen su oldukça pis… Su kanallarının yosunu ve pisliği DSİ tarafından bir an evvel temizlenmeli, genel dere ıslahı yapılmalı. Köylü kadınlar kanaldaki su için “Yirmi otuz yıl evvel bu su o kadar temizdi ki içinde buğday yıkardık!” dediler. Köyün sulama kanallarının temizlenmesi için muhtar İdris Polat DSİ’ye iki defa dilekçe vermiş ama bir dönüş olmamış. Ayrıca beton kanalların da bir ömrü var, zamanla tahrip olması kaçınılmaz. Bu nedenle su kanallarının sadece temizliği değil genel bakımı yapılmalı.

Bu su kanallarını, 1970’lerin başında Adalet Partisi’nin (13., 15. ve 16. dönem) Erzurum milletvekili İsmail Hakkı Yıldırım’ın yaptırdığını söyledi köylüler. Allah razı olsun, ruhu şad olsun. Bu su kanalları sayesinde Göller, Şahabettin, Yelpiz, Halilçavuş ve Harami köylerinin arazisi sulanıyor.

KAHKİK “KÜÇÜK ŞEHİR” DEMEK

Göllerin eski adı Kahkik/Kağkig, Ermenicede “küçük şehir, şehircik” demekmiş. İsimler coğrafyanın kaderini ve hikâyesini göstermesi açısından mühim. Bu demektir ki bir iki asır evveline kadar Göller köyü bir şehir hareketliliği yaşamış ve şehir kültürüne sahipmiş. Şöyle ki son kırk yılda göç verse de Göller köyü Hınıs’ın arazisi en çok ve hane sayısı en yüksek olan köyüydü. Köyün eski Yelpiz yoluna çıkışında bir yer var ki oraya yöre halkı “Kıralar” der. Burası eski bir yerleşim yeriymiş. Belki de ilk Kağkig burasıydı, yani ilk şehircik… Burada çok titiz arkeolojik kazı yapılmalı, bölgenin kültür tarihi ortaya çıkarılmalıdır. Bir İpekyolu güzergâhı olan Hınıs’ın Göller köyünün bu eski yerleşim yerinin eski zamanların önemli ticaret merkezi olduğu söylenirdi hep. Öyle ki bu duyumlar definecilerin iştahını kabartmış ve “Kıralar” mevkii defineciler tarafından delik deşik edilmiş.

İşte DSİ’nin beton sulama kanalları, bir iki asır evvel yapılan ve neredeyse tüm Hınıs ovasını sulayan tarihi toprak su kanallarının üzerine yapılmış. Asırlar evvel yapılan bu su kanallarının güzergâhı muazzam bir matematik, fizik ve ölçüm mühendisliği eseridir.

YILAN HİKÂYESİNE DÖNEN “GÖLLER-YELPİZ KÖPRÜSÜ” ARTIK YATIRIM PROGRAMINA ALINMALI

Göller köyü kuş uçuşu ve eski yol ile Hınıs’a çok yakın olmasına rağmen bugünkü yolla Hınıs’a 25 km uzak kalmış. Eski Hınıs-Yelpiz-Göller yolu Göller’in girişindeki taşlık ve çamurluk arazi nedeniyle her zaman kullanılması zor. Köylüler buraya köprü yapılmasını bekliyor. On beş yıl evvel dönemin bakanı ve milletvekilleri söz vermesine rağmen halâ yapılmamış bu köprü. Halk bu konuda Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mehmet Sekmen’den umutlu. Köprünün bir an evvel yatırım programına alınmasını bekliyorlar.

Göller ile Yelpiz arasındaki köprü yapıldığında sadece Hınıs-Göller arasındaki mesafe kısalmıyor, bu yolu kullanacak olan Kongor, Kızılahmet, Halilçavuş, Akçamelik, Hasse köylerine de ulaşım kısalacak ve kolaylaşacak. Köprü yapıldığında Hınıs-Göller arası 12 kilometreye düşüyor. Madem sekiz, on metre genişliğinde bir yol var, bir köprü inşa edilsin de köylünün ulaşımı kolaylaşsın. Türkiye’yi yollarla baştan başa birbirine kavuşturan Cumhurbaşkanımız sık sık ne diyor: “Yol medeniyettir.”

KÖYLÜLER YENİ OKUL BİNASI VE SPOR OYUN BAHÇESİ BEKLİYOR.

Rahmetlik Seyfettin dedem 1940’lı ve 50’li yıllarda Göller köyünde öğretmenlik yapmış. Öğretmenlik yaptığı tek katlı taş bina halâ duruyor. Rahmetlik babam bu okulda ilkokulu okumuş. İlk türkülerini, marşlarını, şarkılarını bu taş binada ezberlemiş ve yüksek sesle söylemiş. Köyün nüfusu arttıkça yeni binalar eklenmiş ve şu an okul bahçesinde müstakil sekiz yapı var. Hepsi eskimiş, köhneleşmiş. 1985’ten sonra köy ciddi göç vermiş, hem nüfus hem öğrenci sayısı azalmış. Geniş bir araziye sahip okul bahçesindeki okullar birer harabe vaziyette. Köylünün isteği ve siyasilerin verdiği söz şu: Parça parça olan bu küçük yapılar yıkılacak ve tek bir okul binası, yanına da içinde basketbol, voleybol ve futbol oynanabilen spor oyun sahası yapılacak. Köy çocukları köyün dar sokaklarında topun peşinde koşuyorlar. Köyün çevresinde ekili olmayan arazi taşlık. Köylü okulun tadilattan geçmesini değil yıkılıp bahçenin temizlenmesini ve yeni bina yapılmasını bekliyor.

GÖLLER’İN UÇSUZ BUCAKSIZ BEREKETLİ ARAZİSİ VAR

Köyde küçükbaş ve büyükbaş hayvancılık yapılıyor, tahıl ürünleri ekiliyor: buğday, arpa, fiğ, korunga, mısır… Son yıllarda ay çiçek tarımı da artmış. Yelpiz’deki Zeki Bayır’ın akaryakıt istasyonunda oturduğumuzda yolun karşısındaki ay çiçeklerin zenginliği dikkatimi çekmişti. Meğer bazı üreticiler, Kahramanmaraş’tan gelip arazi kiralayıp yıllardır burada ayçiçeği üretimi yapıyormuş. Hınıs ayçiçeğini keşfetmiş. Göller’de de ayçiçekleri ağutos başında açmış. Hınıs’ın ve Gölleri’in rakımı 1.600 metre civarında, ovanın suyu bol… Erzurum-Hınıs, Hınıs-Göller arası ulaşım sorunu çözüldüğünde ve Başköy barajının sulama kanalları hizmet vermeye başladığında bu topraklarda üretilen ürün çeşidi çok daha artacak, hem ilçenin hem şehrin ekonomisi gelişecektir.

HINIS ZİYARETGÂHLARI

Göller köyünde, Uzungöl’e (Göledirej) giderken sağ taraftaki tepenin böğründe büyük bir ağaç ve gölgesinde şehitlik var. Halk burayı ziyaretgâh yapmış. Göller köyü muhtarı buranın çevre düzenlemesi için gayret ediyor. Hınıs Belediyesi’nin buraya destek olmasını bekliyoruz. Kuruyan çeşmenin akar hale getirilmesi ve bir iki tane kamerya yeterli olacaktır. Göller’deki ziyarette bulunan şehit mezarlarının bölgeye gelen ilk İslam ordularının askerleri ve komutanlarına ait olduğu söyleniyor. Erence (Hırt) köyünde de ilk İslam ordularıyla bölgenin İslamlaşması için gelip burada şehit olan, Peygamberimizin (s.a.v.) sakası (su taşıyıcısı) olduğu söylenen Ömer Halil Hazretlerinin kabri bir gölün tam ortasında bulunduğu dikkate alındığında Hınıs, Göller, Erence ile beraber Hınıs ovasının asırlardan beri orduların, seyyahların ve kervanların geçiş güzergâhı üzerinde olduğu ortaya çıkar.

Ayrıca Hınıs merkeze yakın Mirseyit köyü var. Köyde eski dönemlerden kalma taş mimari binalar ve 150 yıllık Hasan Ağa Konağı bulunur. Tarihi mezarlığında beyaz taştan yontulmuş koç ve koyun heykelleri yer alır. Yöre halkı için kutsal kabul edilen, yüzyıllardır dokunulmayan ormanlık alana sahip “Beş Kardeşler Ziyareti” buradadır.

DERE CAMİ YİNE KAPALI! OLACAK ŞEY DEĞİL!

Göller köyünden ikindi namazını kılmak için gidiş geliş toplam 50 km yol yaptık ve Hınıs merkezdeki kanyonun içinde bulunan Dere Cami’ye (Ulu Cami) vardık. Ancak cami yine kapalıydı. Hınıs tanıtım görsellerinde ilk sırada Dere Cami (Ulu Cami) bulunur. Bilhassa yaz aylarında çok sayıda yerli ve yabancı turist Hınıs kanyonundaki camiyi ziyaret eder. Ancak cami cuma namazı dışında hep kapalı ve cami çevresi çok bakımsız… Ziyaretçiler sukut-u hayal yaşıyor. Orada bulunduğum beş dakika içerisinde bizden ayrı dört araç aile geldi. Biri Fransa diğeri Almanya plakaydı. Bir de gelin ve damat geldi. Hiçbiri camiye giremedi. Buna Hınıs Müftülüğü, Hınıs Kaymakamlığı ve Hınıs Belediyesi muhakkak bir çözüm bulmalı. Yıllardır giderim, yıllardır camiye giremedim. Bu, kabul edilebilir değil.

Bu ziyaretgâhların tüm Erzurumlularca bilinmesi, bölgenin kültür ve inanç turizmine kazandırılması gerekir. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, sivil toplum kuruluşları, üniversitelerimiz, yerel yönetimlerimiz artık Hınıs’a ve yöresine daha çok ilgi göstermeli, Erzurum’un kültür ve medeniyet tarihinin önemli bir parçası olan bu verimli topraklara DSİ başta olmak üzere diğer devlet kurumları yoğunlaşmalı.

TEŞEKKÜR

İki günlük köy ziyaretimde Enver Yenigül’ün oğlunun düğününe de şahitlik ettik. Çevre köylerden ve uzak illerden gelen çok sayıda davetli düğünü şenlendirdi. Biz de genç çiftlere iki cihan saadeti diliyoruz. Hınıs-Göller ziyaretimde beni hanesinde en iyi şekilde ağırlayan Recep Marifet’e, sohbetleriyle bölgeyi tanımama katkı veren Abdullah Altun’a, Göller muhtarı İdris Polat’a, köylüm Davut Dağdeviren’e ve kardeşine, tüm köylülerime, bölgeyle ilgili bilgilerine müracaat ettiğim, çok kıymetli Ümit Güvercin’e, Taner Bayır’a ve Celalettin Çetinkaya’ya teşekkür ediyorum.

İLGİLİ YAZI:

Doğu’da bir medeniyet merkezi: Hınıs

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.