tarihkitapbiyografimehmet poyrazmustafa armağandergi

Zafer Erginli

Prof. Dr. Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü.

Yeniden doğuşun kitaba bürünmüş hali: Filistin Sözlüğü

18.07.2026
A+
A-

Prof. Dr. Zafer Erginli yazdı: Kitaplara hâkim olan tezlerin yeniden üretilip yapılandırılması faaliyetleri devam ediyor. Filistin Sözlüğü, Platform’un ete kemiğe bürünmüş ilk ürünü olarak önümüzde duruyor.

Başvurulacak Değil, Baştan Sona Okunacak Bir Sözlük Yazmak

Filistin Sözlüğü, ‘tarafsızlık’ iddiası taşıyan kavramların, akademi ve medya dilinde Siyonizm lehine yerleşik hale gelmiş asimetrik anlam içeriklerini sorgulamayı amaçlamaktadır.

Filistin Sözlüğü, iç kapağının ardından bu cümleyle selâmlıyor okuyucusunu. Bir AA Kitap yayını olan sözlüğün gerçek ve görünmeyen kahramanı Filistin Akademik Düşünce Platformudur. Hasan Yücel Başdemir ve Metin Uçar tarafından oluşturulan Platform, bu 2 editörün başkanlığında, 8 editör yardımcısı, 23 alan editörü ve 273 yazarın katkılarıyla siyonist ezberleri bozan bir sözlük hediye ediyor yayın dünyamıza. 2023 yılındaki Aksâ Tufanı hareketinden sonra oluşan Platform, o zamanlardan itibaren sürdürdüğü çevrim içi toplantılarda ilk olarak bu sözlüğün temellerini atmıştı. İlk alınan kararlardan biri bir Filistin Sözlüğü oluşturmaktı. Yapılan toplantılarda bu sözlüğe temel oluşturacak ilkeler belirlendi ve sözlüğün vücuda getirilmesi mümkün oldu. Platformun oluşumu ve sözlüğün ortaya çıkışı Editör Metin Uçar tarafından Giriş kısmında ayrıntılı olarak açıklanıyor. Hâlen haftalık çevrim içi toplantılarını sürdüren Platform’un bu yazı yazılmadan önceki (9 Temmuz 2026 tarihli) son konuğu, sözlükte de adına bir madde yazılmış bulunan İtalyan fotoğraf sanatçısı ve aktivist Eduardo Castaldo oldu.

Eş zamanlı biçimde sözlük merkezli olarak başlayan bu ana faaliyete başka faaliyetler de eşlik etti. Bunlardan biri de Filistin konulu kitapların farklı kişiler tarafından değerlendirilmesiydi. Kitaplara hâkim olan tezlerin yeniden üretilip yapılandırılması faaliyetleri devam ediyor. Filistin Sözlüğü, Platform’un ete kemiğe bürünmüş ilk ürünü olarak önümüzde duruyor.

Sözlüğün ilk sayfasındaki tanıtımı okurların sözlükte bulacağı şeyler ve sözlüğün cevaplayacağı sorulardan oluşan kısa iki pasaj izliyor. Sonraki sayfada işgalden önceki durumu gösteren 1946 tarihli bir Filistin haritası yer alıyor. Jenerik, İçindekiler ve Ön Söz’den sonra okuyucuyu pek çok açıdan tatmin eden geniş Giriş (13-42) baş editörlerden Metin Uçar’ın imzasını taşıyor. Burada sırasıyla şu hususlar açıklanıyor: sözlüğün editoryal süreci, emperyalist söylem karşısında yepyeni bir sözlük fikri, sosyal bilimlerde manipülasyon örneği olarak Uluslararası İlişkiler alanı, mevcut durumun kavram eğitimi ve yaygınlaştırılması yoluyla zihinleri esir alması, yeni bir dil ve sözlüğe duyulan ihtiyaç, bilgi kaynaklarının siyonist ve emperyalist kavram dünyası hâkimiyeti altında olması, eserin sözlük olarak tasarlanma sebepleri, sözlüğün yerli ve yabancı benzer çalışmalarla karşılaştırılması, sözlüğün niteliği, etik ve ilkesel zemini, lügatçesi, sözlüğün nasıl okunacağına dair teknik bilgiler, katkı sağlayanlar ve katkı sağladıkları alanlarla ilgili genel bilgiler, bu geniş Giriş’in Kaynakça’sı.

Kısaltmaların ardından sözlük rakam içeren maddelerle başlıyor, bu maddeleri alfabetik olarak harfle başlayan maddeler takip ediyor. Bazı maddelerin sadece isimleri bulunuyor ve okuyucuyu ilgili maddelere yönlendiriyor. Sözlük maddelerini, altlarında içerik bulunan aktif maddeler ve başka maddelere gönderme yaparak okuyucuyu yönlendiren pasif maddeler olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Madde başlıklarının ardından madde isimlerinin İngilizce, Almanca, Fransızca ve Arapça karşılıkları veriliyor.

Maddenin hemen ardında ilgili ve bağlantılı diğer maddelerin listesi alfabetik olarak veriliyor, bunu madde hazırlanırken yararlanılan kaynakların sıralandığı bir Kaynakça takip ediyor. Bundan sonra da maddeyle ilgili İleri Okuma önerileri geliyor. Okuyucu ister maddenin kaynaklarına gidebilir, isterse maddede kullanılmamış diğer kaynaklara yönelebilir. Maddenin akademik kullanımlarda nasıl kaynak gösterileceği de madde sonunda bulunuyor. Bunun için İSNAD-2 ve APA-7 seçenekleri tercih edilmiş.

Sözlük’te ne tür maddeler var? Filistin merkezde olmak kaydıyla tarihten coğrafyaya, dinden el sanatlarına, siyasetten sanat ve edebiyata, folklordan yemek kültürüne, tarımdan tıbba, hatta bayrak ve sembollere kadar Filistin’le ilgili her şeyi sözlükte bulmak mümkün. Toplam 630 maddeden oluşan sözlük, 700’ü aşkın çapraz referans içeriyor. Aksâ Tufanı sürecindeki bazı olay ve terimlerin de sözlüğe girmiş olması, aktüel durumun ıskalanmamış olması noktasında sözlük için bir başka artıyı oluşturuyor. Ancak aktüel olanın gelişim durumlarına bağlı bazı risklerin olabileceğini ve yazılan maddelerin bir süre sonra yeniden ele alınması gerekebileceğini de göz ardı etmemek gerekiyor.

Filistin siyonizmin emellerine de hedef teşkil ettiğinden sözlükte “Siyonizm”, değişik mezhepleriyle “Yahudilik”, hatta “Hıristiyanlık” ve “İslâm”la ilgili maddeler de mevcut. İslâm’la ilgili olan tarikatlar, tekkeler ve benzer konularla ilgili maddeler başka yazılarda ele alınmaya ihtiyaç gösteriyor. Sanatla ilgili maddeler de başka müstakil yazıları hak ediyor. Bunlardan bazılarını üstlenebilirsem de yukarıdaki pek çok maddeye dair analizler içeren yazılara o konularla özel olarak ilgilenen dostlarımızın yönelmelerini beklediğimizi de eklemem gerekiyor.

Sözlük, okuyucuyu “BM Taksim Kararı” maddesine yönlendiren ilk iki pasif maddeden sonraki ilk aktif madde olan “194 Sayılı Karar” maddesiyle başlıyor. Maddelerin Türkçe ismi yanında bulunan parantez içindeki kısaltma o maddenin hangi alanla ilgili olduğuna işaret ediyor. Meselâ “194 Sayılı Karar” (HU) maddesi yanındaki (HU) sembolü, maddenin Hukuk alanıyla ilgili olduğunu gösteriyor. Sözlük muhtevasının hemen öncesindeki Kısaltmalar listesi, bazen aynı başlık farklı branşlarda yazılmış olabileceğinden okuyucuya rehberlik ediyor. Sözlükteki son madde ise Filistin ekonomisiyle ilgili olan “Zeytinyağı Endüstrisi” maddesi. Bu maddeden önce de “Zeytin Ağacı”, “Zeytin İhracatı” ve “Zeytindağı” maddeleri geliyor.

Filistin’in kolonileştirilmesine zemin hazırlayan çeşitli Siyonist sosyal kurum ve kuruluşlarla eğitim kurumlarına dair maddeler de var. Filistin ve Siyonizm’le ilgili düşünce akımları, “Boykot”, Filistin destekçisi İskoç futbol takımı olan “Celtic”, “Filistin Destekçisi Çevrim İçi Topluluklar-Platformlar”, “Filistin Destekçisi Ünlüler” Filistin’e destek veren gruplarla ilgili maddelere örnek gösterilebilir. “Bushnell, Aaron”, “Corrie, Rachel Aliene”, “Eygi, Ayşenur Ezgi”, “Finkelstein, Norman G.”, “Garaudy, Roger”, “Said, Edward Wadie” Filistin’i destekleyen ünlü isimler arasında adına madde açılanlardan bir kısmını oluşturuyor.  “El Sanatları”, “Filistin Filmleri”, “Filistin Millî Tiyatrosu” gibi sanat maddeleri de var. Filistinli ve Filistin destekçisi şair ve yazarlardan başka, diğer sanat dallarıyla ilgili maddeler de mevcut. Filistin’le ilgili bazı kitaplar da madde başlığı olarak belirlenmiş. Bu arada adını anmak istemediğimiz bir istihbarat oluşumuyla ünlenmiş olan bir yemeğin, aslında Mardin, Siirt gibi şehirlerimizden başka, Ürdün, Lübnan, Filistin, Suriye gibi Arap ülkelerinde meşhur bir yemek olduğunu, hatta İsrail işgaline direnişin sembollerinden biri hâline geldiğini “Maklube” maddesinden öğreniyoruz. “Elektronik İntifada”, “İntifada” ve “Taşların Çocukları” gibi maddeler Filistin Direnişi’nin sembol olayları olarak sözlükte yer buluyor. Daha adı verilebilecek pek çok madde varsa da bunları sıralamak konuyu uzatacağından bu kadarıyla yetiniyoruz.

*

Metin Uçar, Giriş kısmında sözlüğün hikâyesine dair değerli bilgiler sunuyor. Batıda üretilen kavram ve terimlerin hem içerik ve hem de telaffuz açısından bölge halkları arasındaki yabancılaşmayı derinleştirdiğine işaret ediyor. Gerçekten de Osmanlı döneminde Cevlân olarak bilinen bölgenin, Arap dünyasından kopuşa bağlı olarak İngilizce haber kaynaklarında yazıldığı gibi okunması yıllar yılı yaygınlaştığından Golan şeklinde telaffuzu galat-ı meşhur olarak hâlâ kullanılıyor. Sözlükte bu problemi aşma yolu şöyle belirlenmiş: Yaygın kullanımdaki “Golan Tepeleri” şeklinde bir madde başlığı korunmuş, ancak konu bu maddede işlenmemiş, “Cevlân Tepeleri” maddesine gönderme yapılarak doğru kullanım altında bilgi verilmiş. Yıllar yılı İngilizce haber kaynaklarının kendi fonetiklerine uygun olarak Yaser Arafat şeklinde yazageldikleri Filistin Kurtuluş Örgütü liderinin adının aslına uygun tarzda “Yasir Arafat” olarak madde başlığı yapılması da bir başka dikkate değer nokta. Bunlardan başka en hassas olduğu düşünülen haber metinlerinde bile hiç sorgulanmadan kullanılan “yerleşimci” gibi gayet mâsum görünümlü terimlerin hakikatte “gaspçı”, “işgalci” gibi gerçek durumu yansıtan terimlerle ifade edilmesinin (s. 33) mantıkî ve ilmî gerekçeleri de gösteriliyor. Böylece siyonist akademi ve medya dünyasının kullanımı yapısökümüne uğratılıyor. Meselâ “Siyonist Gaspçı” maddesinde, bu terimin “yerleşimci”, “yasa dışı yerleşimci”, “sömürgeci yerleşimci” gibi terimler yerine kullanıldığı açıkça belirtiliyor (s. 1345). “Analıkkırım”, “eğitimkırım”, “gaspçı”, “gaspçı sömürgecilik”, “israillemek”, “israilleşmek”, “kentkırım”, “kültürkırım”, “mekânkırım”, “sağlıkkırım”, “siyofaşizm”, “siyonazizm”, “siyonlama” gibi yeni terimler de üretiliyor. Belki bunlara siyoemperyalizm teriminin eklenmesi de sonraki baskılar için düşünülebilir.

Sözlüğün sonunda yazar listesi soyadı alfabetiğine göre veriliyor ve yazarların katkı sundukları maddeler alfabetik olarak sıralanıyor. Bu listeyi okuma kılavuzları izliyor ki buna az sonra ayrıntılı olarak temas edeceğim. En sonda yine listeler var. Önce sırasıyla Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca ve Arapça tablolaştırılmış madde listesi, ardından bütün maddelerin sıralandığı bir İçindekiler listesi geliyor. İçindekiler kısmında aktif maddeler kalın, pasif maddeler ince karakterle gösterilmiş.

Sözlükte en çok dikkatimi çeken şeylerden biri de okuma kılavuzları oldu. Maddeler tamamlandıktan ve yazarlar listelendikten sonra üç ayrı okuma kılavuzu üç ayrı yazar tarafından hazırlanmış. Birinci kılavuz olan Kronolojik Okuma Kılavuzu 30 haftalık bir okuma programı sunuyor. Bu kılavuzu Ece Hanım Sarıkaya ve Emine Yiğit beraber hazırlamışlar. Bu plan hem tarihî süreci hem de günümüzdeki durumu bir süreklilik ve kavramsal derinlik içerisinde çok boyutlu olarak ele almayı hedefliyor. 30 haftaya dağıtılan konu başlıklarının tablolaştırılmasının ardından, bu başlıklar altında hangi maddelerin okunabileceği listelerle gösteriliyor. Böylece okuyucuya 30 haftalık bir kronolojik okuma kılavuzu teklif ediliyor. Bu plan sayesinde tüm sözlüğün 30 haftalık bir kronolojik okumayla tamamının okunabileceği mesajı da okura verilmiş oluyor.

İkinci okuma kılavuzu Pınar Ayşe Gidiş tarafından hazırlanan Tematik Okuma Kılavuzudur. Bu okuma kılavuzu sözlüğün konularına göre nasıl okunabileceğine dair hayli ayrıntılı bir yol haritası teklif ediyor. Bu okumada verilen örnek konular üzerinden gösterilen maddeler 1. Anahtar kavramlar 2. Tematik konum 3. Kısa amaç cümlesi başlıklarına ayrılıyor. Her okumada 1. Derinlemesine analiz 2. Grup tartışması 3. Akademik inceleme katmanlarına dair örnek teklifler sunuluyor. Konuyla ilgili derinlemesine bilgi edinmek isteyenlerin tercih edebileceği bir okuma tarzı olarak ideal bir örnek oluşturuyor.

Üçüncü okuma kılavuzu ise Editör Metin Uçar tarafından hazırlanmış. Meseleyi kavramak için maddelerin 55 soru çerçevesinde topluca ve sistemli bir okumaya tâbî tutulmasını teklif ediyor. Soru listesi “Filistin’de sorun nedir?” sorusuyla başlıyor. Son soru ise “Filistin için bireysel görev ve sorumluluklarımız nelerdir?” yani “Filistin için ben ne yapabilirim?” ile bitiyor. Siyaset, ideoloji, din, tarih, arkeoloji, değerler, şiddet, hukuk, eğitim, sağlık, kültür, sanat ve daha pek çok konuyu içeriyor. Her sorunun altında 3 başlık bulunuyor: 1. Cevap 2. Destek 3. İleri okuma. Her başlık altında da madde isimleri sıralanıyor. Cevap başlığı altındaki maddeler doğrudan sorunun cevabını içeriyor. Destek başlığı altındaki maddeler cevap olan maddelerin çerçevesinin daha iyi anlaşılmasına katkı sunmayı amaçlıyor. İleri okuma başlığı altındaki maddeler ise soruyla ilgili cevapları ve genel çerçeveyi oluşturan daha ayrıntılı bir okuma hedefini içeriyor.

Her üç okuma planı da editörlerin sözlüğe hâkim olduklarını ve okurlarına sundukları muhtevanın gücünü gösteriyor. Bununla beraber her üç okuma biçimi de birer teklif olarak kabul edilebilir. Okuyucu, ilgi duyduğu konuları öne alarak okuma yapabileceği gibi, karşılaştığı veya merak ettiği konuları öne alarak da farklı okuma modelleri geliştirebilir.

Editörler kurulu, sözlüğü sadece bir başvuru kitabı olarak düşünmediklerini açıkça ifade ediyorlar. Okurlarına tamamı okunacak ve böylece Filistin Davası’nın bütün yönleriyle anlaşılmasına yardımcı olabilecek evlâdiyelik bir eser sunuyorlar. Nitekim yabancı dillerdeki 8, Türkçedeki 2 benzeriyle yapılan kıyaslamada 8 temel nitelik belirlenmiş, önceki benzerleri bu 8 temel nitelikten en fazla 4 tanesini karşılayabilirken, bu sözlük sayılan niteliklerin tamamını karşılayan bir örnek olarak öne çıkıyor. Bu nitelikler şöyle sıralanabilir: 1. Alfabetik sıralama 2. Atıf 3. Uzmanlık sözlüğü niteliği 4. Maddeler arası ilişkilendirme 5. Maddelerin kaynakça içermesi 6. Kollektif çalışma 7. Okuma önerilerinin bulunması 8. Baştan sona okuma ihtiyacı. Bu sekiz temel nitelikten son ikisi olan okuma önerisi ve baştan sona okuma ihtiyacının bu sözlükten başka benzerlerinde bulunmadığı da (s. 31) editör tarafından kaydediliyor ve karşılaştırmalı bir grafikle gözler önüne seriliyor.

*

Peki bu mükemmel sözlüğün herhangi bir kusuru yok mu? Kuşkusuz her bakacak göz kendi bakış açısından farklı kusurlar görebilir. Ben de gözüme çarpan şu hususları sayabilirim:

1.Filistin Sözlüğü’nde doğrudan Filistin’i, Filistin’in sınırlarını anlatan bir madde zâhiren bulunmuyor. Bu madde başlık olarak var, ancak “Bağımsızlık Günü”, “Bayrak”, “Gözlemci Devlet Statüsü”, “İki Devletli Çözüm” maddelerine atıf yapılıyor. Bunlardan başka, “Filistin Araştırma Fonu”, “Filistin Arkeoloji Müzesi”, “Filistin Askısı”, “Filistin Çiçeği: İris (Süsen)”, “Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi”, “Filistin Destekçisi Çevrim İçi Topluluklar-Platformlar”, “Filistin Destekçisi Ünlüler”, “Filistin Direnişi”, “Filistin Filmleri”, “Filistin Halk Kurtuluş Cephesi”, “Filistin Kurtuluş Örgütü”, “Filistin Millî Tiyatrosu”, “Filistin’de Adalet İçin Mimarlar ve Plancılar” aktif maddeler olarak görülüyor. Bunların yanında başka maddelere atıf yapan Filistin maddesinden başka 21 pasif madde daha bulunuyor. Gerçi Filistin Sözlüğü’nde Filistin anlatılacağından böyle müstakil bir maddenin gerekli olmayacağı da ileri sürülebilir.

2.Başka eksik maddelerin varlığından da söz edilebilir. Meselâ “el-Kassâm, İzzettin”, “Şeyh Ahmet Yasin”, “Yâsir Arafat” ve “Sinvar, Yahyâ” gibi maddelere yer verilirken İsmail Heniye’nin unutulmuş olması çarpıcı bir örnek olarak gözleniyor.

3.Sözlükte Filistin şehirlerinden bazıları madde olarak var, bazıları ise bulunmuyor. Madde olarak konulanlar arasında “Akkâ”, “Yafa”, iki madde hâlinde “Batı Şeria” ve çok sayıda varyasyonuyla Kudüs şehirleri madde olarak yer alırken, Gazze birkaç maddede farklı yönleriyle ele alınmış, fakat kendisine müstakil bir yerleşim yeri olarak madde başlığı açılmamış. Buna karşılık, Askalân, Beytüllahim, Eriha, Halîl, Nablus, Safed gibi yerleşim bölgeleriyle ilgili müstakil birer madde yoktur. Üstelik bu şehirlerden Eriha, dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olarak bilinir.

4.Bazı terimlerin yazımında birlik olmadığı da dikkat çekiyor. Anti-siyonizm maddesi tire ile ayrılırken, Antisemitizm maddesi tire işareti olmadan bitişik olarak yazılmış. Bu tercihin genel kullanıma mı yoksa bir gözden kaçmaya mı bağlı olduğu anlaşılmıyor. Kitabın sonundaki tablo listede Anti-Siyonizm sadece Türkçe ve İngilizce (anti-Zionism) karşılıklarının verilişinde tire yazılırken, Almanca ve Fransızca karşılıkları tek kelime olarak (antizionismus ve antisionisme şeklinde) kaydedilmiş. Buna karşılık Antisemitizm maddesinin hiçbir dildeki yazımında tire kullanılmıyor.

5.Arapça’daki el- takısı ile başlayan isimler başka harfler altında olmaları gerekirken E harfi altında listeleniyor. Bunların tamamı şöyle sıralanabilir (parantez içinde maddelerin altında bulunması gerektiği harf verilmiştir):

a.“el-Ali, Nâcî” (A)

b.“el-Burş, Adnan” (B)

c.“el-Cüneydî, Fevzi” (C)

d.“el-Ehlî Hastanesi” (sıralamaya göre el kısmında değil, Eh kısmında olmalı),

e.“el-Fetih” (F)

f.“el-Haj, Nadia Abu” (H, ayrıca harf-i tarifi [definite article] al- yerine el- yazıp ismi Hacc, Nâdiye Ebû yerine Haj, Nadia Abu olarak yazmak bir yazım tutarsızlığıdır, çünkü birincisi Türkçe yazım iken ikincisi İngilizce yazıma uygundur, yazımın yarısı Türkçe, yarısı İngilizce yazıma uydurulmuş gözüküyor)

g.“el-Hakawati” (H) (Yazım İngilizce fonetiğine uygundur. Bu tür yazımlar başlıklarda değil metinlerde anlaşılmayı kolaylaştırmak için kullanılabilir.)

h.“el-Hakkarî, Bedreddin” (H, ayrıca aşağıdaki İzzettin ile buradaki Bedreddin arasındaki tercih farkının makul bir açıklaması olmalı. Ayrıca burada inceltme işareti olması gerektiği için yazım Hakkârî şeklinde olmalıydı.)

i.“el-Halîl” ve türevleri olan maddeler (H)

j.“el-Kâsım, Semih” (K) (Ayrıca ^ inceltme işaretidir, Kāsım Arapça’da kalın bir harf olan kaf harfiyle yazılır. Uzatmanın şapka yerine çizgi ile yapılması daha doğrudur.)

k.“el-Kassâm, İzzettin” (K, isme yukarıda işaret edildi.)

l.“el-Kudüs Üniversitesi” (K)

m.“el-Rantîsî Hastanesi” (R) (Arapça okunmada ra harfi hurûf-i şemsiyyedendir. Yani Türkçe kullanımda er-Rantîsî şekli doğrudur. Ancak İngilizce yazımlarda Al-Rantīsī şekli kullanılır. Ancak burada madde başlığının Rantîsî olarak yazılması ve bulunması gereken harfin altına nakledilmesi yeterlidir.)

İngilizce’de the kelimesiyle karşılanan Arapça’daki el- ön eki her ne kadar belirli tanımlık (definite article) olsa da kelimenin alfabetik sıralamasını belirleyici bir ek değildir. Dolayısıyla bu maddeler başladıkları harfler içerisinde yer almalıydı. Arap dilini iyi bilen bir dil editörü bu işi çözebilirdi. İngilizce fonetiğe göre yazılmış başka madde isimlerinin de Arapça yazımları göz önüne alınabilir, Türkçedeki doğru yazımları kullanılabilirdi.

6.Filistin Kurtuluş Örgütü lideri Yasir Arafat’ın ön adı tablo listedeki Türkçe yazımda yine İngilizce fonetiğine uygun olarak Yaser şeklinde yazılmış görünüyor. Oysa madde isminde doğru yazılmış (krş. 1602, 1806, 1856).

7.Hepsi H harfi içinde sıralanan ve Hz. diye başlayan peygamber isimlerinin nasıl bir sıralamaya tâbî tutulacağı üzerinde de yeniden düşünülebilir.

Filistin Sözlüğü’nde aranırsa başka hatalar da bulunabilir. Ancak bulunmuş yahut bulunacak olan hatalar, bu yoğun emek mahsulü olan eserin değerini yine de düşürmez. Bu hatalar sonraki baskılarda düzeltilebilir. Platform sonraki baskılarda tüm gözden geçirme tekliflerini mutlaka değerlendirmeye alacaktır. Öte yandan sözlüğün dizgisi, kaliteli kâğıda basımı, cildi, kapağı ve dağıtımı konusunda AA Kitap da bir takdiri hak ediyor.

*

Editörler ve yazarların sadece başvurulacak değil, baştan sona okunacak bir sözlük kurguladıkları görülüyor. Sözlükteki üç ayrı okuma kılavuzu da bunu açıkça ortaya koyuyor. Sözlüğü kurgulayan editörler, onu nasıl okuyabileceğimizi de göstererek bize rehberlik ediyorlar ve bizleri sözlüğü baştan sona okumaya özendiriyorlar. Böylece toplumumuz bünyesinde Filistin Davasının kavranmasını hedefliyorlar.

Filistin Sözlüğü’nün bir ansiklopedi değil de bir sözlük olarak yayımlanmış olması da farklı bir değer ifade ediyor. Sözlük, geleneğimizdeki mu‘cem ve lügat edebiyatının bir yansımasıdır. Sözlükler toplumların kültürü yeniden şekillendirmesiyle değişebilir ve dönüşebilir. Bu yönüyle Filistin Sözlüğü bu geleneğin bir devamı görüntüsü arz ediyor. Aklıma Alev Alatlı’nın Viva La Muerte kitabında Batıyı eleştirirken ansiklopedi türünün bir “ölü sevicilik” olduğu ve bilgiyi dondurduğu şeklindeki eleştirisini de getiriyor. Dolayısıyla Filistin Sözlüğü’nün bir ansiklopedi olarak değil bir sözlük olarak okurlarıyla buluşması bu açıdan da önemli. Ancak bu durum gerek yazarlarına ve gerekse sonraki nesillere yeni sorumluluklar da yüklüyor. Toplumun yeniden ürettiği her şey, zaman zaman elden geçirilmek ve yeniden düzenlenmek durumundadır. Bu durum Filistin halkının direnişindeki süreklilikle de uyumludur. Gerek varoluş gerekse bilgi ve kültür alanında bu yeniden diriliş Yunus’un “Her gün yeniden doğarız, bizden kim usanası” dediği insanlık durumunun da bir yansıması görünümünde.

Son olarak şu hususu da kaydetmek gerekiyor: Filistin Sözlüğü editör, yazar ve yayıncılarına gelir kapısı olmak için değil, doğrudan doğruya Filistin için hazırlandı. Bu hasbîliğin bir yansıması olarak sözlükten elde edilecek her türlü gelirin Filistin’e bağışlanacağı duyuruldu. Bu sebeple Filistin Sözlüğü, editör ve yazarlarının elinden çıkmış, artık milletimize ve ümmetimize mal olmuştur. Beklenen, milletimiz ve ümmetimizin de sözlüğe sahip çıkmasıdır. Çünkü editörlerin tanıtım yazısındaki son cümlede de belirttikleri gibi “Sözlükte yer alan her madde, Filistin davası için epistemik bir direniş ve entelektüel bir intifadadır.” Bu sahipleniş, sadece Filistin için ve Filistin adına bir duruş değildir. Aynı zamanda insanlık için ve insanlık adına bir duruştur. Siyoemperyalizm insanlığı durdurmadan…

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.